çentik









Sürü

-“Bazen öyle bir vakit gelir ki, sürüyü kurtarmak için hastalıklı ve zayıf olanlar feda edilir

                                              
         Evvel zaman içinde güneş tepeye vurur iken köyün çobanı, kan ter içerisinde, yüzünde dehşet dolu bir ifade ile köyün kahvesinde hoş beş etmekte olan koyun sahiplerinin yanına varmış:

         - Ey ağalar, çayırda kıyamet kopuyor!

         Çobanın bu telaşlı hali ağalarda en ufak heyecan yaratmamış. Ağalardan biri çobana bir sandalye çekmiş ve sakinleşmesi için su ikram etmiş:

         - Şu suyu iç de anlat hele delikanlı, ne kıyametinden bahsediyorsun?

         Çoban dünyanın sonu gelmiş gibi tir tir titreyerek:

         -Koyunlar ayaklandı. “İstemezük, istemezük!” diye bağırıyorlar. Ne yapacağımı şaşırdım.

         Ağa:

         - Dur bir sakin ol, telaş etme! Neymiş dertleri, neyi istemiyorlarmış?

         Çoban:

         - Beni istemiyorlarmış başlarında. “Bizi otlatacak çobanı biz seçeriz” diyorlar. Demokrasi istiyorlar güya.

         Ağalar bakışlarını çobanın üzerinden alıp, birbirleriyle göz göze gelmişler. Dudaklarında ufak bir gülümseme belirmiş. Yüzlerinde şaşkınlıktan öyle uzak bir ifade varmış ki sanki uzun zamandır bu haberi duymayı bekliyorlarmış. Ağalardan en kıdemli olanı çobana dönmüş:

         - Tamam öyleyse, madem bu kadar dert edinmişler demokrasi diye, varsın kendi kendilerini yönetsinler.

         Çoban duyduğuna inanamamış:

         - Nasıl yani? Siz delirdiniz mi? Bu koyunların sahibi siz değil misiniz, bu sürünün çobanı ben değil miyim, ne demek kendi kendilerini yönetsinler?

         Ağa gülümsemiş:

         - Ah delikanlı, sen bu koyunları ne sanırsın? Neticede alt tarafı koyun, üst tarafı sürü. Bunlar döner dolaşır çoban diye elbet seni seçer. Sonra vakit geçer birbirlerine düşer, yalnız kendine otlarlar. Sen içini ferah tut. Git şimdi söyle onlara, çayıra demokrasiyi getirdik.

         Çoban pek anlam veremese de, denileni aynen yapmış, sürüye müjdeli haberi vermiş. Ve hakikaten de ağanın söylediği olmuş, delikanlı koyunlar tarafından çoban seçilmiş.

         Gel vakit git vakit çayırda huzur hakim olmuş. Lakin bir zaman sonra çoban yeniden köye koşturmuş:

         - Ağalar, çayırda homurdanmalar başladı yine. Otları eşit paylaşmıyorlar, aralarında kavga çıkıyor diye benden hesap soruyorlar. Hoş hepsi asi değil, içlerinden bir iki tanesi diğerlerini kışkırtıyor, ondan bu kargaşa.

         Ağa gülümsemiş:

         - Delikanlı böyle ufak şeyler için tasalanma. Kurtlardan birine haber sal, kimseye çaktırmadan sürünün arasına karışsın. O asi dediklerini tuttuğu gibi kapıp kaçsın.

         Çoban duraksamış:

         -İyi de ağa, bu koyunlar sizin koyunlarınız, kendi ellerinizle nasıl kıyarsınız?

         Ağa yanıtlamış:

         -“Bazen öyle bir vakit gelir ki, sürüyü kurtarmak için hastalıklı ve zayıf olanlar feda edilir”* Yalnız bu işi yarın hallet. Bugün yapılması gereken daha önemli işler var. İlk olarak çayıra “aptal bir kutu” koy. Mümkün olduğunca renkli boyalarla süsle çerçevesini. Geceleyin koyunları izleyip fısıldamalarını not al, sırlarını öğren. Ertesi gün ilk iş, bu bilgileri kutunun içine koy. Sonra dilediğin gibi ferah ferah kurdu çağırabilirsin.

         Çoban can kulağıyla dinlemiş ağayı ve ayrılmış kahveden. Söylenenleri bir bir yerine getirmiş. Kurt asi koyunları kapıp kaçınca homurtular kesilmiş, çayıra tekrar huzur gelmiş.

         Aradan bir vakit daha geçmiş, çoban tekrar köye inmiş. Artık telaşa vermeden, salına salına varıyormuş köy kahvesine. Belli ki ağalar kadar sakin ve akıllı olma yolunda iyice yol kat etmekteymiş. Kahveden içeri girip söze başlamış:

         - Ağalar, koyunlar akıllanmaya başladı. Bir kısmı otları tatsız-tutsuz buluyor. Bir kısmı çayıra iniş çıkış vakitlerinin değiştirilmesini istiyor. Dahası, bir grup çayırdan inip kahve önünde “mee”lemekten bahsediyor. Deyin bana ne yapayım?

         Ağalardan yine en kıdemlisi çobana dönmüş:

         - Bu sefer hakikaten zor bir durum. Fakat halledilmeyecek gibi değil. Sen bilmezsin, bizim çocuklardan biri sana yardım eder. Hemen git çayırda bir “yalan ortam” kur. Bu yalan ortam içinde ufak bir “yalan oda” aç. O yalan odanın içinde toplanıp sohbete dalsınlar. Her birine bir fotoğraf makinesi ver, birbirlerinin resimlerini çekip yalan odanın duvarlarına assınlar. Bu uzunca bir süre onları oyalar. Kahve önüne gelme niyeti olan gruba gelince, yalan odanın içinde “yalan gruplar” aç. Ondan sonra bırak o yalan gruplar içerisinde kahve önüne geldiklerini sansınlar. Sabahtan akşama birbirlerine “mee”leyip dururlar. Sen içini ferah tut. Onlar “m” ile “e”yi yan yana getirene kadar, biz 26 harfle otlaklar yaratıyoruz.

         Çoban büyük bir keyifle ağaların yanından ayrılıp, söylenenleri yapmış. Homurtular tekrar kesilmiş. Çoban tüm bu görevleri layıkıyla yapmanın verdiği güvenle ağalar kadar akıllı olduğunu düşünmeye başlamış. Özgüveni öyle çok artmış ki, ağa olup kahvenin başköşesine oturma hayallerine dalmış.

         Bir sabah ağalar çobanı kahveye çağırmışlar. Çoban kendinden emin, rahat tavırlarla kahveye varmış. Ağaların karşısına oturmuş ve kendisini aralarına davet edecek sözlerin ağızdan dökülmesini beklemiş. Ağaların en kıdemlisi söze başlamış:

         - Delikanlı, bunca yıl koyunlarımıza göz kulak oldun, onlara kendi malın gibi emek gösterdin. Ne dediysek yaptın, her isteğimizi fazlasıyla yerine getirdin. Sen ki misyonunu tamamladın, çayıra yeni çoban gerek. Kavalını masaya bırak da yeni çobanı çağırıp gönderelim çayıra.

         Çoban kavalı kahve masasına bırakmış ve ağaya sormuş:

         -Benim için düşündüğünüz yeni yer neresidir ağam?

         Ağa yanıtlamış:

         - Sen bizim için pek değerli, pek kıymetli bir insansın. Düşündük ki yerinin neresi olduğuna sen karar ver. İster yalan oda ister aptal kutu…








* “Bazen öyle bir vakit gelir ki, sürüyü kurtarmak için hastalıklı ve zayıf olanlar feda edilir” sözü “He was a quiet man” adlı filmden alıntıdır
 

Editör / Yazar : Ali Sekban
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 09.07.2009 16:09:30

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
5a83 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ali Sekban - Diğer 10 Yazısı

Bir Hikaye: Orman
Zamanla yaşamsal ihtiyaçlarımzı rahatlıkla karşılamaya başladık. Sanırım tam da bu sıralar ormana dair sorularımız artar oldu. Yoktan var olamazdık, bize can veren bir annemiz olmalıydı . İyi de neden bizi bu izbe yere bırakıp gitmişti?
Anarşizm
Anarşizm, doğru anlaşıldığında belki de insanlara en cazip gelen sistem. Fakat, sunduğu tüm bu güzelliklere rağmen anarşizm yalnızca bir ütopyadan ibaret. Çünkü ilk bakışta güzelliğiyle insanı büyüleyen bu sistem, kendi içinde sayısız çelişki barındırmakta…
Gitmek...
Gitmek.. Zincirlerin paramparça.. Yüzünde tatlı bir tebessüm, Dilinde “Ey Özgürlük
Sokrates
Tam Soktates’in bilgeliğinin zirve yaptığı ve onu şeyh yapmaya karar verdikleri sırada, Sokrates bir kez daha bombayı patlatmış: “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” Bu muhteşem(!) sözle, mütevazi bir imaj çizmekten ziyade, Sokrates’in yegane amacı kendi kişisel şovunu sergilemektir.
Ansiklopedilerin Faşist Yüzü
Lakin büyüdük ve hayat değişti. Değişirken bizleri de değiştirdi. Ya da değişen bizlerdik hayat hep aynı kaldı. Kendi değişimlerimizden sorumlu tuttuk hayatı…
Kadınlar Ne İster?
Güçlü olmak gayet yeterli bir meziyetti ve düz mantığın ötesine geçmeye hiç ihtiyaç yoktu. Nasıl ki bir mağazaya girip de gözüne ilişen ilk ceketi alıp çıktıysa, gözüne çarpan ilk güzelin peşinden koşmayı da adet edindi...
Spinoza, Din ve Tanrı
Tanrı planlardan ve amaçlardan bağımsız olduğu için, hiçbir şeyi insanı amaç edinerek ve onu merkeze koyarak yaratmamıştır. İnsanın değeri bitkilerden ve hayvanlardan çok da farklı değildir.
Sevgililer Günü
Sevgili bir ömre sığdırdığınız sayısız zevktir belki. Komplekslerinizi tatmin etmek için aradığınız farklı tatlardır. Yahut maceralarınıza yüklediğiniz eş anlamlar.
Kapitalizm
Toplumlar; demokrasi, hak ve özgürlük istedi. Kapitalizm hiç düşünmeden kabul etti. Ancak, tüm bunların sınırlarını daima kendi çizdi. Nerede nasıl kullanılacağına kendi karar verdi. İnsanlar itiraz dahi etmediler.
Kariyer Derdi
Çalışma temposu o kadar ağırdı ki bizi motive etmek için güzel bir neden sundular: “Hele bir okula gir rahat edeceksin, bu kadar sıkı çalışman gerekmeyecek!
Filozofa Sövgü
Kısır bir döngüde devriliyordu yaşamı. Yalnızlığı kinini, kini kibrini, kibri yalnızlığını körüklüyordu. Ve nihayet saçmalıyordu: “Felsefe, dünyayı Tanrı'nın gözünden görme çabasıdır.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası