çentik









Tadından Yenmez Mor Şortlu LA Lakers

Benim maçtaki en tadından yenmez basketlerim şöyledir: 4.çeyrekte Fisher’ın Rondo’nun eli, kolu, vücudu dinlemeden attığı 3’lük; son 1.30 dakikada Gasol’un çevresini saran 3 kişiye rağmen haçlılara karşı osmanlı gibi savaşıp pota altından bulduğu basket(yine de kendisinin sevinmeyi öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum)

 
Ve spor dünyasının en büyük finallerinden birini de geride bırakmış bulunuyoruz. Şampiyonun adı Lakers. Üzülmedim dersem yalan olur. Bu Celtics’çi olmamla alakalı değil. Sadece etrafta gördüğüm mor basket şortlu ama NBA nedir dersen açılımını yapamayacak kadar konudan habersiz bir grup insana gıcık olmamla alakalı, üzgünüm Lakers piyasacı tavırlarınla beni kaybettin.  Öyle ya da böyle 2008’in intikamını alırcasına bu finalde şampiyonluğu Celtics’e bırakmayan LAL’ı tebrik etmemek sportmen kimliğimize yakışmayacağından “Aferin LA” diyoruz. 
 
NBA tarihinin en başarılı iki takımı 4 Haziran sabahı şampiyonluk için Lakers’ın evinde buluştular. Lakers zaten iyi başladı maça, aldı götürdü galibiyeti 13 sayıcık farkla. Pierce ve Kobe bizim küçükken oynadığımız “yerde ne var yer boncuk gönkete ne var gök boncuk” isimli nadide oyuna özenip yaptıkları kapışma; Rondo’nun muhteşem asistini havada yakalayan Garnett’in basketle sonlandırması gibi güzel anlar mevcuttu.
 
İkinci maçımızın adı aslında Ray Allen ve Rondo idi. Zira Allen 3 sayı rekoru kırdı ve Rondo triple-double yaptı. Hemen nedir sorularınızı cevaplayalım. Efendim hani basketin 5 tane güzel hareketi var ya –sayı, ribaund,asist,top çalma ve blok- işte bir maçta siz bunların herhangi üçünden çift haneli sayılara ulaşırsanız triple-double yaparsınız. Mesela, Hidayet efendinin yapmışlığı var. İşte Rondo Bey, 19 sayı, 12 ribaund ve 10 asistle bu maçta hidayete ermiştir. Allen Bey ise toplam 8 tane topu şu yarım dairenin dışından o çemberin  içine sokabilmiştir. Bu durumda maçın tadından yenmez hareketleri bu ikiliden geliyor, özellikle Rondo’nun Fisher atışa kalkarken yaptığı blok tadından yenmez. Bunun yanında Kobe’nin topu şahane kapıp üstüne de bir basket serptiği pozisyonumuz; Gasol’un süper pasının ardından gelen ders niteliğinde diye tabir edilen cinsten top çevirme olayları; yine Gasol’un ters turnikesi mevcut.
 
 
3.maçta anlatılası durum Lakers’ın  maçı alırken saha üstünlüğünü ele geçirmesi olabilir. Maç bir ara 17 sayılık farka ulaşıp sıkıcı hale gelse de son 4 dakika gayet çekişmeli oldu. Maçın adamı ise özellikle son periyotta devleşen Fisher idi. Kendisinin 3 kişi arasından bir basketi atıp Gasol ile haykırmak suretiyle sevinmeleri vardır ki gülümsetir insanı. Kobe, Garnett’in elinden topu çalıvermiş aynı topun devamında Garnett intikam almak istese de Bynum basketi yapıvermiştir ki tadından yenmez.
 
4.maçın olayı Paul Pierce’ın hakeme yumruğuydu. “Ne hakeme yumruk mu atmış?”. Valla resmen çakıvermiş yüzüne bir tane. Tabi kasıt yok, aşırı sevinç bir kendini bilemezlik hali tadından yenmez. Ama maçın geneline baktığınızda kan olmasa da şiddet üst seviyelerdeydi sahada. Celtics’in benchten gelen oyuncuları sahaya yumruğu vurmuştur şeklinde özetleyebiliriz aslında. Bir de hatırlanacak Glen Davis’in sevinç sırasında etrafı saçıverdiği salyaları vardır ki izlenmemesi gerekenler kısmına ekleyebiliriz bunu.
 
Maç oldu 5. Kobe oldu 38. Adam çılgın attı yeni moda tabirlerle anlatmak gerekirse. Maçın özeti de şu ki; Kobe attı soktu, Kobe attı soktu. Her sıçrayışı tadından yenmez cinsten.
 
Belki son maç, belki beraberlik dedik. Son karar beraberlik oldu. Bir ara farkı 25 sayıya kadar çıkarıp “Tadımdan yenmem” diyen Lakers seriden vazgeçmediğinin sinyallerini verdi.  Maç boyunca üstünlüğü korudu ve 22 sayı farkla kazanırken “Sıkıysa uzatmaya gel, orada görüşelim” dedi. Boston da boyun eğip “Peki abi nasıl istersen” diye boyun büktü resmen.
 
 
 
Serinin uzatmalardaki maçı -kendisi 7. olur- uzun zamandır tatmaya hasret kaldığımız heyecanları yaşattı bizlere. Maç bir oraya bir buraya sürüklendi durdu. Bütün seri boyunca gösterdiği önünde eğilmelik performansının aksine “Kobe’ye ne olmuş? Böyle tövbe estağfurullah..” diye tabir edebileceğimiz bir şekilde oynadı. Demek ki neymiş MVP olsa bile insanı 7.maç heyecanı sarabiliyormuş. Benim maçtaki en tadından yenmez basketlerim şöyledir:  4.çeyrekte Fisher’ın Rondo’nun eli, kolu, vücudu dinlemeden attığı 3’lük; son 1.30 dakikada Gasol’un çevresini saran 3 kişiye rağmen haçlılara karşı osmanlı gibi savaşıp pota altından bulduğu basket(yine de kendisinin sevinmeyi öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum); son bir dakikaya girerken Celtics’lilerin muhteşem paslaşmaları sonucu gelen basket. 
 
Bir final serisi de böyle geçti. Daha anlatsak çok şey olsa da daha uzatmamak niyetinde bir insanım. İzlemediyseniz şayet 7.maçın tekrarını izleyin derim. Şimdi değil, sonra teşekkür edersiniz. Bundan sonra artacak olan mor şortlu insan popülasyonundan korksam da yine bu zevkli seri için hem Boston’a hem LA’a teşekkür etmeyi borç bilirim. Bir gün canlı kanlı oralarda izlemek ümidiyle yazıma son veririm. 
 
 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Ekstrem Sporlar
Tarih : 18.06.2010 15:05:00

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
bc9c (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası