Tanıdım Acısından, Sıvas İşi!
Olaylar, ağır bir tahrik sonucu başladı. Olaylar yayılmadı, Alevi-Sünni tartışmasına dönüşmedi. Güvenlik kuvvetleriyle halkın çatışması yok. Sadece havaya ateş edildi...'' Süleyman Demirel... ''Ölen hiç kimse Alevi-Sünni çekişmesinden dolayı ölmüş değildir. Hatta otelin etrafını saran vatandaşlarımıza da hiçbir zarar gelmemiştir..'' Tansu Çiller...
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından
Sivas işi...
Sivas, Madımak, bunlar; unutmak istediğimiz, keşke hiç yaşanmasaymış dediğimiz tarihi argümanlar... Tarih dediysek öyle 160 yıl, 60 yıl falan değil, sadece 16 yıl önce yaşanmış...
O güne dönelim şimdi, bakalım neler yaşanmış otuzüç insanın ölümüne yol açan yolculuk nasıl başlamış? O günden anekdotlar...
Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nde Aziz Nesin’in açılış konuşması:
(…) Ama mertebe cumhurbaşkanlığı da mertebe, Alevi değil, ama onun için onlar başka bir şey vardır ya da vardı, belki ben bilmiyorum. Bugün nasıl yorumlanmalıdır. Ben genelde 400 yıl önce ne olursa olsun, en doğru sözler olsun, bugün aynen onların yürürlükte kalmasından yana değilim. 700 yıl önce, 750 yıl önceki Mevlana da öyle, tabii bunların içinde ölümsüz değerde sözler elbette vardır. Ama o felsefe bütünüyle bugüne ait uygulanamaz ve o yüzden ben Müslüman değilim, yoksa Kuran’da da güzel sözler var. 1300-1400 yıl önceki sözlerin, kimin sözü olursa olsun, eskiyeceğine inanıyorum. Eskimiştir. (...) Onda değişmeyen sözleri bulup onları sürdürmek gerekir.
Şimdi çok aykırı gelecek size, zannediyorum ki aykırı gelecek, ben saza da karşı bir insanım. Bu saz böyle devam ettikçe Türk milleti bir adım ileri gidemez. Yunus zamanında bu saz böyle çalınıyordu, 770 yıl önce Pir Sultan Abdal zamanında da böyle çalınıyordu, bugün de böyle çalınıyor. Bu sazı alıp da Pir Sultan Abdal’ın demeleriyle bunu çalarsak bu olmaz; hiçbir ilerleme olmamış demektir. Türkiye bir adım ileri gitmemiş demektir. Sazda bir hamle, bir atılım, bir modernlik, bir çağcıllık yaratırsak şiirlerinde ve şarkılarında türkülerinde yaratabilirsek bunu başarabiliriz. Bu çok güç bir iştir. Ama bu çok güç işin altından kalkmak zorunda Türkiye. Kalkamıyor bugüne kadar. (...)
2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta Cuma namazı akabinininde toplanan bir başka grup daha vardı, ama 'şenlik' için değil...
O gün halka bildiriler dağıtılan bildirilerden ikisi...
Müslüman Kamuoyuna
“Bismillâhirrahmânirrahim
Peygamber, mü’minlere kendi canlarından ileridir. Onun hanımları da mü’minlerin analarıdır.” (Ahzâb:6) “Mü’minlere öz canlarından daha ileri olan Allah Resûlü (S.A.V.)’ne ve O’nun temiz zevcelerine, Allah’ın beytine (Kâbe’ye) ve kitab’ı Kur’an’a alçakça küfredilmekte ve mü’minlerin izzet ve namuslarına saldırılmaktadır.
Dünyanın bazı bölgelerinde şeytan ve onun yandaşları olan emperyalist kâfirler, dinimize ve mukaddes değerlerimize dil uzatmaktadırlar. Bunun başını ise satılmış, mürted Salman Rüşdi köpeği çekmektedir. Bu şeytanî oyunlara karşı, izzetli ve duyarlı Müslümanlar yiğitçe mücadele ortaya koyarak, bu uğurda canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir.
Bu iğrenç oyunların bir uzantısı olarak ülkemizde de; AYDINLIK gazetesi denilen bir paçavrada, mel’un Rüşdi’nin figüranlığına soyunan, dünya emperyalizminin gönüllü uşağı Aziz Nesin, aynı şekilde, Kur’an’ın korunmuşluğuna dil uzatmış, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)’in aile hayatını (hâşâ) bir genelev ortamına benzetmiş ve ümmetin anaları olan hanımlarına (hâşâ) fahişe deme cür’etinde bulunmuştur. Bu olay, dünyanın değişik yerlerinde kâfir devletler tarafından dahi kabul görmezken, basımına müsaade edilmezken, ne yazık ki laik ve ikiyüzlü T.C. Devleti tarafından yayımlanmasına izin verilmiş, ayrıca bunu kabullenmeyip protesto eden izzetli Müslümanlar, devletin polis ve jandarması tarafından coplanmış, kurşunlanmış, bir kısmı da hapishanelere atılmıştır. “Salman Rüşdi köpeği Müslümanlar’ın çok az olduğu kâfir bir ülkede korkudan sokağa çıkmaya bile cesaret edemezken, onun yerli uşağı Aziz Nesin köpeği, yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, şehrimiz Valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlar’la alay edercesine gezebilmektedir
Kâfirler şunu iyi bilmeli ki: “İslâmın Peygamberi’ni ve kitab’ın izzetini korumak için, bu uğurda verilecek canlarımız vardır. Gün, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür. Gün, Allah (C.C.)’ın vahyi Kur’an-ı Kerim’e, Allah’ın meleklerine, Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed (S.A.V.)’e, O’nun ailesine ve ashabına yöneltilen çirkin küfürlerin hesabının sorulması günüdür.
İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Kâfirler de tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.’ (Nisa:76) Galip gelecek olanlar, şüphesiz ki Allah taraftarı olanlardır.
Müslümanlar
Ve ikinci bildiri:
“Halkımıza Çağrı;
Müslüman halkın yaşadığı bu ülkede, İslam için binlerce şehit verilmiş bu topraklarda, bir kesim tarafından, ‘basın özgürlüğü, düşünce hürriyeti’ adı altında, Müslümanlar’ın kutsal değerlerine sözlü veya yazılı olarak kimse saldıramaz.
Biz Müslümanlar, canımız pahasına da olsa, bu değerlerimizi korumakta kararlıyız.
Müslüman halkımızdan bu konularda duyarlı olup, İslam’ın değer yargılarını alaya alanlara izin vermemelerini, ne pahasına olursa olsun bunu engellemeyi dini bir görev olarak bilmelerini, bu alçaklar karşısında susulduğunda, yarın mahşerde Allah’a nasıl hesap vereceğimizi düşünmelerini istiyoruz.
‘Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeyi gerekir. O’nun eşleri, onların anneleridir...’ (Ahzâb Suresi, Ayet: 6)
‘Ve kâfirlerin hesapları varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır. Allah hesabı çabuk görendir.’ (Enfal Suresi, Ayet : 30)
‘Kâfirler istemese de, Allah nurunu tamamlayacaktır.’ (Saff Suresi , Ayet:8)
Not: Bu yazıyı okuyan, Allah rızası için çoğaltarak dağıtsın.
“MÜSLÜMANLAR”
Kim ne dedi?
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel:
Olaylar, ağır bir tahrik sonucu başladı. Olaylar yayılmadı, Alevi-Sünni tartışmasına dönüşmedi. Güvenlik kuvvetleriyle halkın çatışması yok. Sadece havaya ateş edildi...''
Başbakan Tansu Çiller:
''Ölen hiç kimse Alevi-Sünni çekişmesinden dolayı ölmüş değildir. Hatta otelin etrafını saran vatandaşlarımıza da hiçbir zarar gelmemiştir..''
Muhalefet Lideri Mesut Yılmaz
"Olayın büyütülmesini doğru bulmuyorum... Bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdi."
İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu

“Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleri sonucunda halk galeyana gelerek tepki göstermiştir”
Orada ölmedi Aziz Nesin, bir itfiaye memuru tarafından tartaklandı, ziyadesiyle duman yedi, ama ölmedi ve o gün orada yaşadığı acıları dizelere döküp Sivas Acısı’nı yazdı:
Ben tanırım
Bu bulut bizim oranın bulutu
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kalkmış ta Sıvas'ta gelmiş
Yurdumun bulutu
Başımın üstünde yeri var
Ben bilirim
Bu rüzgâr bizim oranın rüzgârı
Hemşerimiz ne de olsaBenim için kopup gelmiş yayladan
Yurdumun rüzgârı
Kurutsun diye akan kanlarımı
Ben anlarım
Bu acı bizim ora işi hançer acısı
Bir ülkedeniz ne de olsa
Aynı dili konuşsak da
Anlamayız birbirimizi
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından
Sıvas işi
Ben duyarım duyumsarım
Bizim oranın sızısı bu
Binip kara bir buluta
Sıvas ilinden
Sıvas rüzgârında uçup gelmiş
Helallik dilemeye
Ey yüreğimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancıları
Suç ne bende ne de sende
Suç seni karanlıklara gömenlerde
Ne de olsa yurttaşımsın
Kapalı olsa da bütün vicdan kapıları yüzüne
Bilmelisin bir yerin var canevimde
Toplumsal kamplaşmaların sonuçlarının ne kadar ağır ve acı olabileceğinin en yakın örneği Sivas ; aydınlardan bazıları, kalabalığın akşam namazına gideceklerini ummuştu, kimse işin buraya varacağını tahmin etmiyordu, yarının planları yapıyordu kimi... Kalabalık gitmedi ne akşama ne yatsıya... Otuzüç kişi için yarın hiç olmadı...
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.