çentik



Estek Köstek
Turks ve Caicos Adaları
Başkenti Grand Turk olan bu ülkede türklerin ne işi var.
Maya Takvimi Nedir?
Baktun, 144,000 gündür. Onüç Baktun, tam bir çağ dönümüdür. Şu an içinde bulunduğumuz Baktım, 22 Aralık 2012′de tamamlanacak. 5000 yıllık bir süreçte, Maya takvimi Gregorian takviminden daha doğrudur.
Maya Burcunuzun Özellikleri
Normal burçları boşverin! Maya burcunuzu öğrenin ve burcunuzun özelliklerine bakın, açıklamalara sizde şaşıracaksınız. 20 Maya Burçları ve özelliklerini öğrenin.

Kızlar Arasında
00:00:00 2010'da nasıl olmalıyım?
Herkesin dolabında o geceyi geçirecek kurtarıcı bir şeyler mutlaka vardır ama daha da özel olmak istiyorsanız gideceğiniz yere göre giydiğiniz kıyafet şık olmakla beraber, gecenin uzayacağını düşünüp rahat da olmalıdır.
2009-2010 Bahar Modası
İster daracık bir tayt, ister bol bir model seçin, her ikisi de çok moda. Deri, saten hatta ışıltılı kumaşlar da seçenekler arasında. Sonbahar pantolonları diz altında biten modellerden, dar ve uzun paçalılara kadar her boyda karşımıza çıkıyor. Pantolon giymeyi seven biriyseniz, vitrinlerde mutlaka kendi tarzınıza uygun bir şeyler bulabilirsiniz


Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter!
Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live!
Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!    


ADC


Taşeron

Anayasayı seçilmişler değiştiremez, kurucu meclis gerekir. Kurucu meclis için darbe gerekir! , ama darbeciler yargılanıyor!" Koşul olarak da; “Ülkenin işgal altında olması ya da savaş halinde bulunulması vs.


Anayasanın 2. maddesinde de belirtildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.Vatandaşların sosyal hakları yasalarla güvence altına alınır, yürütme organı da yasaların gerektirdiği uygulamalarla bu hakları sahiplerine teslim eder. Bu durumun tanımı çok da derin olmayan bir şekilde anayasanın 5. maddesinde açıklanmıştır :

Devletin temel amaç ve görevleri, ... kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

Hal böyleyken, devletimizin seçim önceleri, sosyal devlet ilkesi gereğince maddi imkansızlıklar içerisinde olanlara bir takım yardımlarda bulunması güzel ama niyetin iyi olmadığını da gösteren bir uygulamadır... Keşke bu şekilde değil de, daha programlı bir şekilde tüm Türkiye'ye yayılabilseydi bu yardımlar... Madem ortada bir kaynak var, bu kaynağı yeni vergiler ya da yeni zamlar yapmamak için kullanılabilseydi. Böylelikle sağlanmak istenen ferahlığı belli bir kesim değil de ülkenin çoğunluğu hissedebilirdi.

Rekabetin artmasından dolayı özel şirketlerin, maliyet azaltma amacıyla, kadrolu işçi çalıştırmak yerine bir kısım işlerini taşeronlara devretmesine henüz alışamamış olsak da sistem türkiye'de iyice yerleşti. Öncelikle kar arttırma güdüsüyle hareket etmek zorunda olan özel şirketlerin taşeronlaşması, savunmasam da, anlaşılabilir bir durum. Öteki taraftan, kamu hizmeti yapmaları gereken belediyelerin ve bakanlıkların bünyelerinde bulunan kurumlarda çalışanlar için geliştirdikleri taşeron mantığında da belli ki bir kar amacı var, ama bu karın kime yarayacağı konusunda endişeler de...

Bir tarafta IMF ile anlaşma aşamasında, dayatmalardan bunalan Başbakan 'ümüğümüzü sıktırmayız.' diye haykırıp kamu parasını koruma derdinde görünürken, öteki taraftan İMF tavsiyelerini benimseyen devlet kurumlarının ümüğünü sıktığı sözleşmeli, ücretli öğretmenler, taşerona devredilen belediye çalışanları, memurları ve kamu işçileri...

Halkın parasını koruma adına IMF'ye direnen hükümetin, şimdiye kadar memur, işçi, emeklinin hakkını gaspederek sağladığı karı bir takım usülsüzlüklerle yandaşlarına aktardıklarına şüphe yok. Bu durumda sosyal devletin önceliği vatandaş olması gerekirken, şirket yönetiyormuşçasına kar amacı güderek, karı da yandaşlarına aktararak sosyal devlet ilkesi ile ters düşüyor kanımca...

Anayasa maddeleri ihlal edilirken yürütme organının uygulamaları ile ilgili dava açabilecek savcılar, yasaya aykırı uygulamaların iptal edilmesini sağlayacak Türk mahkemeleri nerede ? Özelleştirmeler ile ilgili çoğu zaman peşkeş çekildikleri için iptal kararı alan, dolayısı ile bu kadar etkin olabilen mahkemeler, işçi hakları konusunda neden bu kadar basiretsiz
kalabiliyor? Mahkemelerin karar alamamasındaki neden, yasal boşluklar da olabilir, belki de ihmal mahkemelerde de değildir.

Mevzu yasal boşluklar ise, o zaman anayasanın yeniden oluşturulması/düzenlenmesi gerekir. Ara sıra gündemimize gelen anayasanın yeniden oluşturulması, kimin anayasayı değiştirebileceği ya da hangi koşullarda anayasanın değiştirilebileceği konularında anlaşma sağlanamadığından dolayı hayata geçirilemiyor. Orada da bir çıkmaz bulunuyor:
“Anayasayı seçilmişler değiştiremez, kurucu meclis gerekir. Kurucu meclis için darbe gerekir! , ama darbeciler yargılanıyor!” Koşul olarak da;  “Ülkenin işgal altında olması ya da savaş halinde bulunulması vs.”

Bu durumda Anayasanın değiştirilmesi/düzenlenmesi için ya bir darbe olmasını ya da savaş çıkmasını beklemek durundayız!

Umarım, hak arama mücadelesi konusunda şu sıralar Tekel işçilerinin direnişi Türkiye'ye örnek olur ve devletimiz yasal boşlukları kendi lehine değil de işçi lehine kullanması gerektiğini kavrayabilir.
 

Editör / Yazar : Ercan Köse
Kategori : Siyaset
Tarih : 03.02.2010 10:24:34

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Bu yazıyı paylaş
Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter! Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live! Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!

Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

suat başkaya yazdı
Hayatımda böyle saçma bir yazı görmedim.Bu tekel işçileri oy verirken sen başlarında mı duruyordun?Hükümetin paraları yandaşlarına aktarırken de mi oradaydın,ispatın var mı yoksa yine sallama mı?Ya benden size tavsiye siz köyünüze geri dönün,yazdıklarınıza kargalar bile gülmez.Böyle kendi kendinize çalın oynayın.Devvvvaaammmmmm haaadddiiiiiiii


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
af8f (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ercan Köse - Diğer 2 Yazısı

Romantik Bir Tırmanış Hikayesi: 'Erciyes'
Saat 17.00... Son teleferiğin kalkışına yarım saat kala, teleferiğe ulaşmanın bu tempoda zor olacağını düşünen Esin bizden ayrılıp hızlı yürümeye başladı (yetisip teleferiği durdurmak için...) 10 dakika sonra kalkacak teleferiğin haberini Esin telefonla verdi
Dindirilemeyen Egoların Sınırları Arasında
Yakın zamanda başbakan “İşçi haklarını benden iyi kimse savunamaz“ diyerek sendikalara ya da “Çekilin! ben daha iyi kurtarırım

Taşeron
Anayasayı seçilmişler değiştiremez, kurucu meclis gerekir. Kurucu meclis için darbe gerekir! , ama darbeciler yargılanıyor!" Koşul olarak da; “Ülkenin işgal altında olması ya da savaş halinde bulunulması vs.
Özel Röportaj: Tansel Çölaşan
Dosyalar, davalar arasında geçmiş tam 41 yıl... Emekli Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan ile; Yargı bağımsızlığını, evlerine neden yıllarca misafir gelmediğini, birinci yılını dolduran emekliliğini, Türkiye'de kadını, Ayvalık Şirinkent'te konuştuk.
İstanbul'un Su Sorunu! (Analiz)
Ben ekrana bakınca, her şeyin bu hayali diyalog gibi gerçekleştiğine inanıyorum, sistem tamamen valiliğin ve belediyenin olanlarla ilgili ne kadar suçsuz olduğunu istapata çalışmak çerçevesinde cereyan ediyor; kim ölmüş, kim kalmış, kimsenin umrunda değil...
Depremin ertesi: 18 Ağustos
17 ağustos depreminin 10. yıl dönümünü yaşarken hâlâ değişmeyen zihniyetlere mi yoksa kaybedilen insanlara mı ağlamak gerekiyor bilmiyorum. Kolonların altından çıkarılan insanlar yaşadıkları 10 yıla şükredemeden devletin fütursuzca deprem sonrası verdikleri konutları bürokratlara tahsis etmek için boşaltmalarını istemeleri onlara acılarını unutturacak cinstendi.
Dindirilemeyen Egoların Sınırları Arasında
Yakın zamanda başbakan “İşçi haklarını benden iyi kimse savunamaz“ diyerek sendikalara ya da “Çekilin! ben daha iyi kurtarırım

Ümit Buget
Kategorideki Yazı : 8
Chentick Yazı İşleri
Kategorideki Yazı : 4
Ercan Köse
Kategorideki Yazı : 2
Asuman Çakıroğlu
Kategorideki Yazı : 1
Özge Ulusoy
Kategorideki Yazı : 1

Köşe Yazarlarımız
A. Deniz Çetiner
Ali Sekban
Emre Mendi
S. Fırat Kaya
Ümit Buget
<< Tüm Yazarlar ve Editörler


Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Çentik