çentik









Uzun Mesafe Çağrısı

şüpheliyim bu kalbin varacağı nihayetten. dokun diyorum sana; bu kadar gürültünün içinde duyamıyorsun ki, ne demeye çalıştığımı anlayasın. kalıp izah edemiyorum ki; iyi hissetmiyorum, o yüzden gitmeye devam ediyorum. nefesimin ucundasın, diyemiyorum ki

 

dokun. neden çekiniyorsun? yanmayacaksın, toz olup uçmayacağım. haydi, denesene. hissettirsene tırnaklarındaki keskinliği, sıkmaktan şişmiş kara damarlarıma. tattırsana ayalarında hapsolmuş şefkati yüzüme.

belki es geçmen gerektiği duygusu kavramış kollarını, tutuyor yanlarında. belki bir ikaz duvarı var aramızda. yahut sen de herkes kadar farkındasın varlığımın. biliyorum, hissediyorum, bu sefer unutulmuşum.

kayboluyorum sokaklardaki kalabalıklar içinde koştururcasına yürürken. kaçıyorum yabancılaşmış güven vermeyen bedenlerden. duymak, görmek, bilmek istemiyorum bu leşi, değmek istemiyorum berbat kokusuna. nereye kaçıyorum? hızla uzaklaşmaya çalışırken nereye kadar gittiğimi zannediyorum? şüpheliyim bu kalbin varacağı nihayetten.

dokun diyorum sana; bu kadar gürültünün içinde duyamıyorsun ki, ne demeye çalıştığımı anlayasın. kalıp izah edemiyorum ki; iyi hissetmiyorum, o yüzden gitmeye devam ediyorum. nefesimin ucundasın, diyemiyorum ki "sevdiğim, gel, burada, yanımda dur." neden bu kadar sessiz bu yeni gece?

neden bıçak açmıyor ağzını? neden bir tıkırtı dahi gelmiyor hayatta olduğumuza dair? bilindik karanlığa bulanmak için kapatmıyorum gözlerimi. beyaz bir bulut var orada, boşaltmış yükünü kapakların altından, ince ince. gelsene... göğsüm daralıyor, gece dönüyor, özgürlüğüm girdabında boğuluyor. yaz ve şarap kokusu olsa... buna tutunmak için hiçbir sebebim yok. sana "her şeyimsin" demek için de.

kalbim senin; ne fark eder ki solan güneş ötesinde? bir sükunet var tekin olmayan. haydi, kurtar kollarını yanlarından, tut elimi. aynı tarafındayız duvarın, sırada belkiyorum. mıhlanmışız buraya. göm beni.

o kadar derine göm ki, kimseler bulamasın.

Editör / Yazar : S. Fırat Kaya
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 09.02.2010 09:45:39

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

selin sert yazdı
"hiçkimse"ye "her şeyimsin" dememek lazımmış demek ki. hele duyamadığın ve duyamayacağın mesafelerde...


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
082a (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

S. Fırat Kaya - Diğer 10 Yazısı

gökboyası
doğaya da burunlarını soktular. sıkıldılar çiçeklerin renklerinden. 'kökboyası'nı yanlış anladılar,köklerine suni boya kattılar.
Yan Benimle
lakin ben bir türlü rahat edemedim senin donuk, soğuk gözlerinde. benim oralara ait olmadığımı içime içime sokan bir şeyler vardı. bensiz yapamazmışsın gibiydi her hareketin, oysa yan yana geçirdiğimiz zamanların dışında bensizdi her nefesin. şimdi gelmiş, yine benim kollarımda ağlıyorsun. belli, yine yorulmuşsun.
Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere
deniz de pek dalgalı bu aralar, maazallah vapur seferleri iptal olur, işinden gücünden, okulundan geri kalırsın. bu mevsimde rüzgar da bir fena, kalelerini yıkıverir alimallah.
Boza ve Kremalı Bisküvi
kokusuyla kandırmayı denedi ama tadı yanıltmadı, senin aksine. gök sarardı, su bulandı, bisküvi hışırdadı, midem guruldadı, gözlerin pörtledi, betin benzin attı.
Zamansız Meditasyonlar
geçmişin fırtınasını durdurmaya çalışıyorum. benim olmayan zamanlarda amaçsızca geziniyorum. bir tarafım batak, bir tarafım ak. korkularımızın sinsi yılanı kalplerimize sokuluyor gece vakti.
Uluslararası Sev Beni
uluslararası sev beni hayatım. uluslarası sev ki buluşamayalım; oraya mı gitsek burada mı otursak sıkıntısı çekmeyelim. uluslarası sev ki saçını boyadığında, makyaj yaptığında çemkirmeyeyim. dışarıya çıkarken ne giydiğin, kimlerle görüştüğün umrumda olmasın. sağdan soldan bakıyorlar diye cıngar çıkmasın. ben de bir haltlar yerken senin ruhun duymasın.
Uzun Mesafe Çağrısı
şüpheliyim bu kalbin varacağı nihayetten. dokun diyorum sana; bu kadar gürültünün içinde duyamıyorsun ki, ne demeye çalıştığımı anlayasın. kalıp izah edemiyorum ki; iyi hissetmiyorum, o yüzden gitmeye devam ediyorum. nefesimin ucundasın, diyemiyorum ki
Ölümsüz
bakışların 'Ş', bir kereye mahsus, salt sende gördüğüm... sıcak, sevecen, ötesi... gideceğini söylediler. biliyordum, yaşadığın yere dönecektin. bunda bir gariplik yoktu zaten. öyle değilmiş, ne de kolay söyleyiverdiler: “evlenecek!
Saybians
yanıp da bitmeyen köz vari tütün mü bulsak, buldursak? saçma. içmemek? kolaydı!
tezahur-u nihai
peki ya karısı? ömrünün yarısını paylaştığın bir adamdan ne diye ayrılınır? huysuz olduğu için? çekilmez olduğu için? dövdüğü için – ki dövemez, öyle bir gücünün olmadığı afaki.
Sükûnet
koşma be adam! kimsenin bir yere gitti yok. duruyor orada işte. saçmalama be adam! sana geldiği de yok. ya gelirse mi? ya gelmezse? gidecek zaten be adam, adın gibi biliyorsun. tanımadığın isimlerin, anlamadığın dillerle yaşadığı bir diyara gidecek...





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası