çentik









Varacağım Yer Hvar!...

Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.

Gezdim, gördüm, geldim... Şimdi de sıra paylaşmakta sanıyorum, paylaşmadan duramıyorum.Rotamız güzel, rotamız yeşil-mavi, rotamız Balkan. Sırt çantasını alıp azıcık kafasına göre takılmak isteyenler için küçük ipuçlarıyla süslenecek yazım, zira plan program çılgınları için çeşitli turları tavsiye ederim.

 
        
Öncelikle İstanbul’dan sabahın köründe ama oldukça da ucuz olabilen THY ve Bosna Hava Yolları ortak yapımı, muhtemelen Sabiha Gökçen’i filan görmüş kadar eski uçağınızla Atatürk Havalimanı’ndan uçuşuna başlarsınız. 1,5-2 saatlik bir uçuşun ardından dağlar tepeler ortasındaki Saraybosna’ya varırsınız. Buradan şehir merkezine otobüsler mevcut ya da uçakta beraber seyahat ettiğiniz insanlarla döviz bürosu önünde kaynaşıp şehir merkezine kadar taksi parasını bölüşebilirsiniz. Hostelde kalabilen bir yapım var, üniversitedeyken 8 kişiyle ayı odada kalmıştım yurt kavramı beni zorlamaz derseniz ben de size Hostel City Center Sarajevo’yu tavsiye ederim. Oldukça temiz, bolca sosyalleşme olanağı tanıyan, pek uluslararası yapıda bir seçenek. Kendisi turist bilgi merkezlerinden birinin(toplamda zaten 2 taneler) hemen karşısındaki sokakta, yani bulması kolay ve de merkezi yerde. Hava azıcık bulutlu ve normal sıcaklıktadır, böylece rahat rahat gezebilirsiniz. Şehirin gezilecek görülecek kısmı yürüme mesafesinde. Sönmeyen bir ateşleri, camileri, çeşmeleri vb. var ama onları açıp bir sürü yerden okursunuz anlatmıyorum. Ama zaten ara sokaklarda gezmek bile tüyleri diken diken edici cinsten, savaş izleri hala binaların yüzde sekseninde olduğu gibi duruyor, sokaklarda gezen tren ya da tramvayımsı şeyler de herhalde Osmanlı görmüştür. Yerel kaynaklardan aldığımız ve tattığımıza göre yemek konusunda bir numara, Başçarşı dedikleri bölgedeki Mrkva. Pide içine “Ćevapčići” dedikleri bizim Tekirdağ benzeri köftelerden yemek lazım. Bizim Boşnak Böreği olarak bildiğimiz şey burada karşımıza burek olarak çıkıyor. Gecenin bir yarısı tek açık dükkanda yediğimiz için de olabilir tabi ama bizimki rezaletti. Eminim siz daha iyisini bulabilirsiniz. Onun dışında nehrin karşı kıyısına geçtiğinizde Inat Kuća isimli Boşnak ev yemekleri yapan şirin bir restoran var, hele sevdalinkalar eşliğinde o yemekleri yemek paha biçimlemez bence. Gece gezelim, tozalım, kopalım derseniz de yine yerellerden aldığımız bilgi doğrultusunda size The Club isimli mekanı tavsiye edebilirim. Ya da bahsetmiş olduğum hostelimizin altında bulunan Cheers isimli barımızda akşamları canlı müzik ve saatler ilerledikçe düşen yaş ortalaması eşliğinde eğlenebilirsiniz. 
 
   
 
Zaten önceden almış olduğunuzu ümit ettiğim bir adet Dubrovnik biletinizle otogara gidip 45 dakika kadar geciken otobüsünüze binebilirsiniz. Yaklaşık 6-7 saatlik bir otobüs yolcuğu boyunca saatte 60-80 km hız aralığında yolculuk ederken şahsımın size tavsiyesi muavinin arkasındaki koltuklarda yer almanız ve muhteşem dağ ve nehir manzarasına kendinizi kaptırıp gitmeniz. Bir tatil için uzun bir yol deneyimi gibi gözükse de yolun nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Tek problem Bosna-Hersek’in de denize kıyısı olsun diye sahil şeridine sıkışan 5km’lik kara parçası sebepli pek çok kez pasaport kontrolünden geçmek zorunda kalmanız. Bütün bunların ardından Dubrovnik’e varmak suretiyle huzura kavuşabilirsiniz. Bizim kaldığımız, sizin de kalmanızı tavsiye ettiğimiz hostel, Guesthouse Petrusic. Aslında hostel de denemez, daha çok bizim pansiyonlarımıza benziyor. Evin alt katında dünya tatlısı bir aile oturuyor. Anne baba ingilizce bilmese de kızları Danijela arada köprü vazifesi kuruyor. Aradığınızda sizi otogardan alıyorlar, hoş geldin içeceğinizi size sunuyorlar, hatta doğum gününüzde evin annesi size pasta bile yapıyor. Bizim evden ya da en azından benim odamdan daha temiz hostelimiz, muhteşem bir gün batımı var izlemeye doyulmayan. Tek problemi “Old Town” denilen bütün gezilecek görülecek yerlere biraz uzak olması, 20 dakika kadar. Bu güzellikler için biraz dağ tepe çıkmak gerekiyor.
 
 
Dubrovnik’de ne yapılır? Önce Old Town gezilir bir gün kadar. Kiliseler, rektörün sarayı, kalenin surları gezilir, teleferikle tepeye çıkılır, civardaki  koylarda denize girilir, civardaki adalara gidilir denize girilir, kumsal aranır bulunamaz, kayalar eşliğinde denize girmenin hayal kırıklığı yaşanır.  Gün içinde tavsiyem 11-12 gibi kalmanız, kahvaltı sonrası tıngır mıngır Old Town’a yürümeniz, biraz gezip Buža’da bütün denizi karşınıza alıp  bir şeyler içerken dinlenmeniz, sonra tekrar gezip 5-6 gibi odanıza dönmeniz, biraz dinlenip 9 gibi Old Town’a geri dönüp akşam yemeği ve ardından içkiye kendinizi teslim etmeniz. Yemek ve içmek mevzusu gelmişken tavsiyelerde bulunayım. Mea Culpa ve Oliva pizza konusundaki en muhteşem adresler.
 
 
Özellikle Mea Culpa’da yiyecekseniz önceden porsiyonların boyutlarını kontrol edin. Zira kendileri devasa. Bir pizza 2 kişiye fazla fazla yeter. Marco Polo’da balık yiyin, fiyatlar biraz tuzlu ama güzel bir akşam yemeği yemeden de dönülmemeli bence. Bir de benim deneme fırsatı bulamadığım için inanılmaz hüzün duyduğum bir deniz ürünleri restoranı var ki adını da hatırlamıyorum bu sebepten. Kendisi rektörün sarayının hemen yanında surların dışına açılan kapıdan çıkınca karşınızda bulunuyor. Kara kara tencerelerde muhteşem midyeler, kalamarlar, karidesler servis ediliyor ki kokusu baştan çıkarıcı. Gece eğlenelim coşalım diyenler biraz hayal kırıklığına uğrayabilir, çok alternatif yok maalesef. Fresh Sheets isimli hostelin barında Amerikalı ergenler çeşitli danslar etmekte, Sky Bar’da kocaman alkol sürahileri eşliğinde insanlar boş pisti izlemekte gibi. 
 
 
 
Son durağımız olan Hvar’a yolculuk için katamaran alternatifimiz mevcut ama sadece Perşembe ve Pazar günleri. Onun dışında otobüsle Split’e oradan feribotla Hvar’a gidebilirsiniz. Ki bence programınızı katamarana göre yapın, mis gibi deniz havasıyla yolculuk edin. Hvar’da hostel tarzı bir yer isterseniz Luka’s Lodge tam size göre. Odalar küçük ve banyolar biraz pis ama Luka elinden gelen yardımı yapıyor ve ortam da halihazırda oldukça enternasyonel. Onun dışında bizim bir gün konakladığımız bir yer var ki odalar çok temizdi, kocamandı ve odamdan daha rahattı ama ismi yok oranın ama adres, telefon var isteyenler için. Hvar oldukça sosyetik bir tatil beldesi haline gelmiş son dönemde. Kışın 200.000 nüfusu bulunsa da bu sayı katlanarak artıyor Ağustos’a doğru. Yine şehrin çeşitli bölgelerinde sahiller mevcut yüzmek isteyenler için. Gezip görecek pek bir şey yok, tepedeki kaleyi saymazsak. Ama o kaleye çıkmayan da gezmiş sayılmaz Hvar’ı. Süper lüks tekneleri izleyebilir, sokak çalgıcılarını dinleyebilirsiniz gün içinde. Yemek üç aşağı beş yukarı her yerde aynı. Meydandaki restoranlarda ağırlıklı olarak pizza ve makarna tavsiye edebilirim. Eğlenmek için ise burada alternatif pek bol. Bizim ilk gün tercihimiz Loco Bar oldu. Arkadan çalan hafif müzikle meydana karşı oturup içkinizi yudumlayabiliyorsunuz. Yerel arkadaşların tavsiye ve desteğiyle pek çok yer gördüm sağolsunlar. Carpe Diem var mesela. İnternette Hvar ile ilgili her yerde adını görebilirsiniz. Bence çok bir aksiyonu yok kalabalık olması dışında. Girebilmek için kapıdaki upuzun sırayı beklemeyi göze almanız gerekiyor. Bir adet Jazz Bar var ki caz dışında her şeyi çaldılar sanırım. Duman altı olması hoşuna gitmedi sigarasız bünyemin. V-528 isimli bir yer var ki gündüzleri ruhani işler yapılsa da gece diskoya dönüyor. Müzik filan oldukça iyiydi, ortam güzeldi. Giriş ücretli ama yerellerle gidince size laf etmiyorlar. Alkoller oldukça pahalı bu mekanda fakat kesinlikle en az bir kez gidilmeli. Bunlar dışında marketten bira alıp meydanda içenler var. Ondan başka civardaki adalarda da partiler oluyor, botlarla ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Ya da süper lüks yatlar insanları topluyor denize açılıp kopartıyor onları. Barlar gece 2’ye kadar, diskolar 6’ya kadar açık. Eğlence durmak bilmiyor siz istedikten sonra. 
 
Bütün bu gezilen görülen yerlerin bir ortak noktasından bahsetmek istiyorum son olarak. Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle. Bunları takabilecek yapıdaysanız sizlere uyarıda bulunmuş olayım. 
Bir kez de olsa gidilip görülesi yerler oralar. Gitmişken Mostar’a da uğramak lazımsa da uçağa yetişmek daha önemli olabiliyor bazı bazı. O yüzden mümkünse Saraybosna’dan Hvar’a geçerken yolda Mostar molası verin bence. Saraybosna, Dubrovnik ve Hvar arasında seçim yap diyen sizler için son cümlem: Varabileceğin yere Hvar
 

 

Editör / Yazar : Asuman Çakıroğlu
Kategori : Seyahat Gezi İnceleme Kolu
Tarih : 19.08.2010 00:18:17

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
340d (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Asuman Çakıroğlu - Diğer 10 Yazısı

Burkum Burkum Adam
Azıcık moral bozukluğu yaşıyor ve bunu basamak basamak artırmak istiyor ve hatta şu ara azıcık ilgi çekmeye ihtiyacım var ama nasıl melankolik olurum diyorsanız. İşte size 1 adımda nasıl depresyona girerim rehberi. Bir Damien Rice albümü edinin ve dinleyin.
O Geliyor... Samsung Galaxy Nexus!
O kadar zaman oldu telefon işindeyiz daha kimseye bir faydamız olmadı doğru dürüst. Artık pamuk elleri bu konuda klavyeye uzatmakta fayda var. Her ne kadar gönlümün kıymetlisi ömrü hayatımı çürüten iPhone olsa da bu sefer başka bir telefonla ilgili yazıvereceğim.
Aşkın Sırdan Hali...
Kısa kesiyorum, oyun güzel, oyunculuk güzel, dekor güzel. Tek kötü şey şu Cevahir sahnesi. O salona alternatif üretilene kadar pes etmeden yazacağım. Kim kaale alır bilinmez. Neyse özetle bir değişiklik yapayım tiyatroya gideyim derseniz bu oyuna gidin, memnun kalın, bana teşekkür edin. Şimdi gidin...
Ve hep birlikte SOL'dan çıksalar!...
Daha diyecegim cok sey var aslen ama yaziktir, gunahtir diyor icimdeki yurdum insani. Bu sebeple yaziyi da ozet tutuyorum. Sadece gitsem mi acaba diye dusunen varsa onlara sunu diyorum: “Asla ve kat’a”....
YOL'unu bul!
Asıl mesele gezmek değil yeğen, gezgin olmak ve yolu yaşamak. Çünkü filmde Daniel’ın dediği gibi “You don’t choose a life. You live one”
İçmenin Oktoberfest Hali...
Özetle mutlaka bir kere gidin. Euro Youth Hostel’de kalın. Sabah erken gidin. Akşama kadar takılın. Hostele dönün. Barda devam edin. Barmenlerle iyi anlaşın. İçin çok için zira gençsiniz ve bir daha olamayacaksınız.
Portakal Rengi Gün Işığı..
Onun yerine ajandamızın “izle!” kısmına girmeye hak kazanmış bir “düşüncelilik” filminden bahsedeyim bu yazımda. Filmimizin adı “oranges and sunshine”.
En Pirenses Konserler!...
Yavaştan tıngırdayan müzikler eşliğinde kadın seslerini sevdiğim yaştayım... Arkalarda bir yerlerde bir piyano, bir gitar, mümkünse flüt filan gibi bir şeyler essin hafif hafif...
Maçın Adı: Türkiye
2010 sen ne güzel senesin. FIBA sen ne yücesin demek istiyorum öncelikle. Bizlere muhteşem ötesi günler yaşatan, maçlar izleten Basketbol Federasyonu'muzu da ayrıca öpüyorum buradan.
Yiğidim Aslanım U2'm
“I still haven't found what i'm looking for
Varacağım Yer Hvar!...
Arkadaş! Bu yaz “bacak” yapmış!... Kızlarımız giymişler minilerini ve ultra süper yüksek topuklarını geziyorlar etrafta. Bünye bunları düşünmeyip Converse’e alternatif sadece babet götürdüyse yanında azıcık mahçup oluyor haliyle.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası