The Brand New Heavies ve Seal havadisleri…
‘70lerin sonlarında doğarak; ’90 gençliğini yaşama ve tabii ki o döneme ait ve hatta öncesindeki güzel müzikleri dinleme şansını edinmiş biri olarak “The Brand New Heavies”i canlı olarak izlemiş olmak beni gerçekten mutlu etti.

Yaz Konserlerinden bir demet; biraz The Brand New Heavies, biraz da Seal havadisleri…
Bakıyorum da bayağıdır yazı yazmamışım ve ne yalan söyleyeyim; açıkçası yazmayı özlemişim. Yazın İKSV (İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı)’nin Temmuz ayında düzenlediği İstanbul Caz Festivali konserlerine gitmek benim için adeta bir gelenek olduğundan bu yıl da özenle seçip gittiğim konserlere dair ayrıntıları sizlerle paylaşmak istedim.
Öncelikli olarak The Brand New Heavies konseri. İstinye Park’ın en lüks markalarının satıldığı orta alandaki havuz üzerine yerleştirilmiş olan sahnede yapıldı. Geçen sene yine aynı sahnedeki konuk ise Peter Cincotti’ydi. İlgilenenler için www.myspace.com/petercincotti ‘den bazı parçalarını dinleyebilir ve videolarını izleyebilirsiniz.
Her neyse, konumuza geri dönelim. ‘70lerin sonlarında doğarak; ’90 gençliğini yaşama ve tabii ki o döneme ait ve hatta öncesindeki güzel müzikleri dinleme şansını edinmiş biri olarak “The Brand New Heavies”i canlı olarak izlemiş olmak beni gerçekten mutlu etti. Solistleri N’Dea Davenport’la grup daha önceden yollarını kısa bir süre için ayrılmış olmasına rağmen, bu konserde grubun ana kadrosu bir aradaydı.
Bir kere konser akşamı hava çok sıcaktı ve İstanbul’un insanı bezdiren aşırı neminden olsa gerek çoğu kişi konser öncesi çimenlik alana konmuş olan koltukların üzerinde oturmakla meşguldü. Konser öncesi teknik bir aksaklıktan dolayı konserin yarım saat sonra geç başlayacağı duyuruldu ve tam da zamanında konser başladı. Sonradan sevgili Yahya ağabeyden (Bkz. Yahya Dai) öğrendiğime göre bu gecikmenin nedeni; grup üyeleri Türkiye’ye gelirken müzik aletlerinden birisinin zarar görmesiymiş; o akşam konserde kullanacakları saksafon kırılmış ve o akşamki konserde Yahya Ağabeyin Alto Saksafonu kullanılmış. Yahya Ağabey, Hızır gibi yetişti valla.
The Brand New Heavies, tipik bir R&B grubu. Sahneye çıktıkları andan itibaren yaydıkları olumlu enerjiyi hemen seyirciye aktarıyorlar. Ben solistlerini zaten çok beğeniyorum ama o akşam özellikle bas gitaristlerine de hayran kaldım.
En sevdiğim tüm parçalarını çaldılar; Dream on dreamer, Never stop, You’re the universe… Merak edenleriniz için www.myspace.com/thebrandnewheavies. Çok keyif aldığım ve bol bol zıpladığım (keyiflenince dans ederken zıplıyorum da) bir konser oldu.
Konser sonunda grup üyeleri ile fotoğraf çektirme şansı da buldum. Üstelik hayran olduğum bas gitaristten “Çok güzelsin. Evliyim ama evli olmasaydım benimle evlenir miydin?” gibi bir teklif de aldım. Cevabım ne mi oldu dersiniz? “Neden olmasın?” =)

Gelelim Seal konserine… Konsere daha önceden uygun fiyattan iki bilet almıştım, birlikte Caz söylediğimiz yakın bir arkadaşımla konsere gidecektik. Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleşecek konser için, o mekândaki her konser öncesi yaptığımız gibi, Gezi Pastanesi’nde buluştuk. Arkadaşım işten gelirken biraz gecikti, merak ettim, aradım; “Sana bir sürprizim var” dedi. Beni iyice merak sardı.
Neyse sonra arkadaşım geldi ve bombayı patlattı; İstanbul Caz Festivali’nin ana sponsorunda (Bkz. Garanti Bankası) çalışan arkadaşım son dakika Seal konserine iki adet davetiye bulabilmişti. Hem çok sevindim, hem de “Peki ya, biletleri ne yapacağız?” diye telaşlandım. Neyse sonra, bilet gişesi önünde bir çifte elimizdeki biletleri makul bir fiyata sattık da rahatladım. Sanırım geçen seneydi, çok gelmek istememe rağmen İstanbul dışında tatilde olduğum için ve bileti daha önceden almış olmama rağmen, George Benson konserine gidememiştim ve yine aynı arkadaşım cep telefonundan naklen yayın yaparak bana birkaç parçayı canlı olarak dinletmişti. Üstelik bu bileti birine de satamamıştım ve elimde kalmıştı.
Neyse, Seal konseri acayip kalabalıktı. Bazıları merdivenlerde oturuyordu, biz önce yastık alma derdine düştük, sonra para bozdurma derken bayağı geciktik. Neyse konser başlamadan 5. sıra sol baştaki yerimize ulaştık. Etrafta seyyar satıcılar gırla tabii. Hemen kendimize çocukluk anılarımızın vazgeçilmezlerinden birer Alaska Frigo kaptık.

Birden Seal’in sesi hoparlörden duyulmaya başladı ama önce orkestra üyeleri sahneye çıktılar. Sonra Seal gelince sahneye tabii kıyamet koptu. Çok tatlı, inanılmaz alçakgönüllü, anı yaşama felsefesinde olan, taa sahneden gözünüzün içine bakan, sesi kalbime işleyen bir adam. Boşuna değil dünyanın en güzellerinden biri; Heidi Klum ona âşık.
Konser başında Seal ufak bir konuşma yaptı. İstanbul’un güzelliğinden dem vurdu ve “İsteyen oturur isteyen dans eder; kafanıza göre takılın, rahat olun ama bu işin içinde birlikteyiz” dedi. Konser başında gayet utangaç olan seyirciyi ne yaptı etti ayaklandırdı. Yeri geldi protokolde oturanlara “Aman siz ayağa kalkıp dans etmeyin, terlemeyin. Ben sizin için terlerim” diyerek tatlı bir biçimde takıldı. Konserin sonunda özellikle “Crazy”i söylerken tüm Açıkhava ayaktaydı.
“Love’s divine” şarkısında her zaman olduğu gibi yine gözlerimin dolmasına yol açtı. İnsan bir parça da dahi detone olmaz mı kardeşim. İşte Seal olunca olmuyor; her seferinde aynı his, aynı güzellikte okuyor parçalarını.
Konserin geri kalanını ayakta, Seal’in parçaları eşliğinde, kâh dans ederek kâh hislenerek geçirdik. Konser bitince ise, tıpkı her İş Sanat konseri sonunda yaptığımız gibi kulise gidip konser sanatçısıyla yani; Seal’le konuşma ve yakın temas kurma ihtiyacı duyduksa da bunu maalesef gerçekleştiremedik. Ne diyelim gelecek sefere inşallah!
Her ne kadar Seal’i kuliste göremedikse de adeta yenilendiğimiz ve içimizden “İyi ki gelmişiz!” dediğimiz bir konsere daha gitmiş olmanın verdiği dayanılmaz hafiflikle, evlerimize doğru huşu içinde yol aldık.
Sanatla iç içe olacağınız, keyifli bir yaz geçirmeniz dileklerimle.
![]() |
Editör / Yazar :
Gözde Demirelli Kategori : Kültür & Sanat Tarih : 11.08.2010 17:32:55 Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
























