çentik









Yerel Bir Pazar Yazısı: 'Beyaz'

Bembeyaz bir sayfa açmışken, bir cuma öğleden sonrası, artık başka bir camın ardından seyrederken akan dünyayı 'hicret*' şiiri düşmüşse aklına, hayatında kalmasını istediklerinin aklına, 'hicret' düşmüşse... Yazacak bir şeyler olmalı, bayraklar dalgalanırken camın öte tarafında, ülke seçime giderken, insan kendi 'yerel' seçimini yapmalı...

İnsanın beyaz bir defteri varsa ve yazacak bir şeyleri, bir yerden başlamalı yazmaya!

Çizgisiz olmasını çok da dert etmemeli kağıdının... Ya da çok kötü olmasını yazısının!

Aslolan yazının kendisidir; harflerin şekli, kağıdın nevi, hep ikincil...

Bembeyaz bir sayfa açmışken, bir cuma öğleden sonrası, artık başka bir camın ardından seyrederken akan dünyayı ‘hicret*’ şiiri düşmüşse aklına, hayatında kalmasını istediklerinin aklına, ‘hicret’ düşmüşse... Yazacak bir şeyler olmalı, bayraklar dalgalanırken camın öte tarafında, ülke seçime giderken, insan kendi ‘yerel’ seçimini yapmalı...

Altına çizgili bir kağıt koyup düzeltmeye, daha düzgün yapmaya çalıştığım hayatım bir yerden kaydı hep..

Hayat hep kayar; tutmaya, düzeltmeye çalıştıkça kayar.. Hayatı el freni çekmekle geçmiş bir adam olarak söylemeliyim ki: “benim için temkin artık ikincildir...”

Hele, arası açılırken birbirleriyle, kafamın üstündeki her tel saçın
Artık, 17 yaşımdaki kadar hızlı koşamayacaksam bir daha, hiç...
Bir yenisi olmayacaksa sonunu getirmek üzere olduğumuz ayın.
İçlerinde en tatlısı, şekerini senin karıştırdığın olacaksa, ince belli çayın...

Temkin ellincildir...

Kendi seçimini yapmış biri olmak isterim, 29 Mart’tan evvel.. Kendi yerel seçimini sonuçlandırmış, oyunu kullanmış, sandığında ne varsa ortaya dökmüş, sandığı ne varsa...

Bu saatten sonra korku, ikincildir... (27 Mart 2009)


Yapılanı gizlidir de yapılamayanı yazılabilir zannımca hayrın, bugün; yani 28 mart Cumartesi, öğleden epey sonra, yani uzun sürmüş bir günün akşamında* eve dönerken kağıt mendil satan bir çocukla göz göze geldim... Mendillerinin başında duran – çömelen, ama başı dik gözleri pırıl pırıl bir çocuk... Kendi büyük, debdebeli, çok mühim hayatımda beni eve götürecek yolda, biraz da üşürken hızlıca yanından geçtiğim bir kenar süsü!

Onu ardımda bıraktığım köşeyi döndük hemen sonra, kendimden önce onu eve göndermeye karar verdim.. Ne kadar mendil satması gerekiyorsa o kadar alacaktım, parayı ilgili parçalara bölmek için biraz ilerideki tatlıcıya gittim ve gerisin geriye döndüm aynı yere, üç - beş dakika sonra...

Çocuk yoktu... Biraz önce var, şimdi yok! Hayat bana kendi diliyle, bir şeyler söylüyor, ama ben anlamıyorum, cidden anlamıyorum...

Bazen beyaz bir sayfa açmak istiyorsun bazen mendil satan bir çocuğu evine göndermek!

Ama o kadar çok etken var ki; senin dışında, akmaya devam eden, öyle koca bir dünya var ki... Bazen olmuyor işte... Bazen yetmiyor... Muvaffak olamıyorsun... Çok hızlı olmak lazım, bir o kadar da kararlı..

Bu koşuşturmada, tereddüt hep ikincil...

Yine de bir şeyler yapmalı, seçiminin sonucu cumartesiden belli bir memlekette, kendi yerel seçimini yapmalı, akşam olmadan, ışıklar sönmeden, ampul yeniden yanmadan, çocuk evine dönmeden önce! (28 Mart 2009)

Editör / Yazar : Ümit Buget
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 23.08.2009 17:52:31

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
a574 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Ümit Buget - Diğer 10 Yazısı

“14 Şubat, Habur ve El Arabası
Fasülyeden alacağınız enerjinin ciddi bir bölümünü ona ulaşmak için harcadığınız bir “yoklar memleketi
“Japonlar Toyota Gibi Adam mı?
'Kara Sevda'yla 'Domates, Biber, Patlıcan'la tavan yapan ve hâlâ aynı sıcaklıkta devam eden Türk-Japon ilişkilerine darbe vurmak istemem, ama Japonların çok zeki adamlar oldukları bir şehir efsanesinden ibaret zannımca!
“Tayyip Erdoğan'ın Yol Haritası
Bazen siz çok istediğinizde ve kafi derecede gayret gösterdiğinizde hayat topu önünüze yuvarlayıverir... Hagi'li bir takım, basiretsiz bir belediye başkanı, artık istediğinizi elde etmek için neye ihtiyacınız varsa!
Noel Amca!
İlk zamanlar o renkli ampüllerini, nehir gibi akan ışıklarını, suçu-günahı olmayan geyiklerini, sevmedim desem yalan olur, ama bir pijlik vardı o gevrek gülüşünde, sen gülerek sevenlerdensin değil mi Noel Amca?
Yağmur yağsa, şimşek çaksa...
Meğer sözlerini “sırılsıklam" diye hatırlamaya çalıştığım melodi Teoman'ın “Paramparça"sının nakaratıymış.. Bu şarkının Ortaçgil versiyonu, sabahtan yatana kadar aynı şarkıyı dinleyen kulaklarımız için hoş bir mola olabilir diye düşündüm.
Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ramazan şerbeti, referandum ve Tanrı!
Alışveriş güzeldi. Biraz bira, bir Ramazan Şerbeti, sucuk ve Tahsildaroğlu peynir aldık... Birayla Ramazan şerbetini aynı sepette görmek hoşuma gitti. Ben Ramazan şerbetine fena halde takmış vaziyetteyim, ara ara olur bu.
Önce insanım ben!
Hem böyle yapınca ne Yılmaz Özdil gibi kendimi zorlayıp Gazze için bir şeyler yapmayı alaturka bulmam gerekiyor ne de insanlık dışı bir saldırıda yanıma Hitler'i alıp ne kadar İsrailli varsa topyekûn üstlerine saldırmam...
Sevgili Günlük!
“Ölmedikçe, yaşat umutları, Bir dala tutun her zaman. Eğer, hiç ağaç kalmamışşa, etrafta, Bir ağaç dik hatta” dedik, kendimize.
23 Nisan, 23 İnsan
Bir 23 Nisan'da daha; Başbakan olacak bir çocuk, bir başkası Cumhurbaşkanı, öteki Milli Eğitim bakanı, beriki bilmem nerenin belediye başkanı.
Bu Bir Nisan Yazısıdır!
Şanslıdır şair. Her aşk kayıp giderken avuçlarının arasından, birkaç şiiri unutur şairin cebinde. Mutlu biten bir aşkın beyaz atlı prensi olmayı yeğ tutar mıydı şair, dillerden hiç düşmeyen bir şiir yazmaya bilinmez, ama kârı şiirse şairin hiçbir aşk zarara uğratmaz onu.





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası