çentik



Estek Köstek
Turks ve Caicos Adaları
Başkenti Grand Turk olan bu ülkede türklerin ne işi var.
Maya Takvimi Nedir?
Baktun, 144,000 gündür. Onüç Baktun, tam bir çağ dönümüdür. Şu an içinde bulunduğumuz Baktım, 22 Aralık 2012′de tamamlanacak. 5000 yıllık bir süreçte, Maya takvimi Gregorian takviminden daha doğrudur.
Maya Burcunuzun Özellikleri
Normal burçları boşverin! Maya burcunuzu öğrenin ve burcunuzun özelliklerine bakın, açıklamalara sizde şaşıracaksınız. 20 Maya Burçları ve özelliklerini öğrenin.

Kızlar Arasında
00:00:00 2010'da nasıl olmalıyım?
Herkesin dolabında o geceyi geçirecek kurtarıcı bir şeyler mutlaka vardır ama daha da özel olmak istiyorsanız gideceğiniz yere göre giydiğiniz kıyafet şık olmakla beraber, gecenin uzayacağını düşünüp rahat da olmalıdır.
2009-2010 Bahar Modası
İster daracık bir tayt, ister bol bir model seçin, her ikisi de çok moda. Deri, saten hatta ışıltılı kumaşlar da seçenekler arasında. Sonbahar pantolonları diz altında biten modellerden, dar ve uzun paçalılara kadar her boyda karşımıza çıkıyor. Pantolon giymeyi seven biriyseniz, vitrinlerde mutlaka kendi tarzınıza uygun bir şeyler bulabilirsiniz


Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter!
Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live!
Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!    


ADC


Ayın Filmi: Yine Düştük Yollara

“Hüznün sayısız tonu, bir çok yüzü vardır; çiçekler, kuşlar, rüzgarlar gibi. Ben bazı yakın arkadaşlarım aracılığıyla, hüznü, sevgi ve kederi anlatmaya çalıştım; her ne kadar bazıları tarafından anlaşılmaz ve inanılmaz bulunsa da


"Yolculuk sadece birinin hayatında bir metafordur ve birinin hayatı sadece bir yolculuktur. Yolculuk filmleri en eski hikaye formlarından biridir.Homer'in Odyssey yolculuğu gibi tıpkı." Jim Jarmusch           

Sinema tarihini oluşturan vazgeçilmez kategorilerden  biridir yol filmleri. Otomobilden motosiklete, trenden uçağa, otobüsten kamyona, attan tekneye, hatta ayakkabılara kadar uzanan bir araç trafiği söz konusudur yol filmlerinde. Bu kategorideki filmlerde araç ne olursa olsun, tek bir amaç vardır: yolun sonunu görmek!

Eğer söz konusu bir yol filmiyse, bir giden de olmalıdır mutlaka. Herkesin bir an için kaçıp gidebileği bir yer  barındırırlar içlerinde. Yollar, kaçanların, göçenlerin ve ayrılanların biricik  dostu olmakla beraber, aykırılığın, farklılığın, başkaldırının zeminini oluşturmuştur. Ölümden kaçmak, dağ-bayır tırmanarak zirveye bayrak dikmek, derin dalgalarla boğuşarak dibe vurmak, sevdiğine kavuşmak, hepsi yolun sunduğu nimetlerdir. Kaçanların peşinde gangsterler, polisler ya da tanıdıklar vardır. Peşinde kimse olmazsa kaçmış olmuş olamaz insan!                 

Yol filmi ustalarından Tony Gatlif, “Ben yol filmleri yaparım, çünkü yollar benim memleketimdir” der. Kendisinin de belirttiği gibi Gatlif asıl memleketi yollarda; olanların, sürgünlerin, göçebelerin, geçmişlerini yollarda arayanların, kendini bir yere ait hissetmeyen ‘öteki’lerin hikayelerini anlatır... Hayattan beklediklerini bulamamış olmanın düş kırıklığını yaşayan çaresiz  insanlar, yol filmlerinin kendi yazgılarından kaçmakta olan kahramanları oluşturmaktadır. Kahramanların fiziksel ve ruhsal yolculuğu dışında gelişen herhangi bir olayın önemi yoktur. Kaçtıkları yalnızca kendileridir. Yol filmleri, işte bu noktada, sıkılan canlara derman olarak kendilerini bizim için sunuyorlar...
 
Yol filmleri denince; türünün miladı sayılabilecek Dennis Hopper’ın çiçek çocukların efsaneni filmi haline gelen Easy Rider’ , Oliver Stone’un Natural Born Killers’ı sayılabilir peşi sıra... ”Ömür biter yol bitmez” sınıfındaki bitmek bilmeyen yol hikayeleri izleyicilerin kafalarını daha uzu bir süre meşgul edecek gibi gözüküyor... Thelma ve Louise, Hitcher, Mermaids, Sideways, Dolls, Before Sunrise,Im Juni,Transamerica,Little Miss Sunshine,Into the Wild, The Darjeeling Limited, The Motorcycle Diaries, vb... Yol filmleri için başarılı örnekler olarak sayılabilir. Türk filmlerine geldiğimizde ise “Yol” başta olmak üzere, Selvi Boylum Al Yazmalım, Gece Yolculuğu, Sürü ve Her şey Çok Güzel Olacak, vb. sıralanabilir.
 
Her şey üst üste gelmiş ve hayatın dertleri çekilmez bir hal almışsa,Tebdil-i mekanda ferahlık yaratın!! Kendi filminizi yaşamaya kaçarak, düşün yollara... Nereye, nasıl gidildiği de önemli değil bu yolculukta. Seyir aldıkça etraftaki değişen manzarayla beraber sorunları da  bırakın ardınızda...
 
Zülfü Livaneli, namı diğer Sebastian Argol’un “Sevdalım Hayat” adlı kitabında “Yol”un müziklerini yaptığını anlatması sonrasında 9-12 Eylül’leri ve Yılmaz Güney’in ölüm tarihini de barındıran Eylül ayında hangi yol filmini tanıtacağım netleşti...
 
YOL
 
“Hüznün sayısız tonu, bir çok yüzü vardır; çiçekler, kuşlar, rüzgarlar gibi. Ben bazı yakın arkadaşlarım aracılığıyla, hüznü, sevgi ve kederi anlatmaya çalıştım; her ne kadar bazıları tarafından anlaşılmaz ve inanılmaz bulunsa da"
                                                                                                                                 yılmaz güney
 
 
.
Künye :1981, 35 mm, Renkli, 104 dakika
·        Türü: Drama
·        Yönetmen: Şerif Gören
·        Senaryo: Yılmaz Güney
·        Müzik: Sebastian Argol-Kendal (Zülfü Livaneli)
 
·        Oyuncular: Tarık Akan (Seyit Ali), Şerif Sezer (Zine), Halil Ergün (Mehmet Salih), Meral Orhonsay (Emine), Necmettin Çobanoğlu (Ömer), Semra Uçar (Gülbahar), Hikmet Çelik (Mevlüt), Sevda Aktolga (Meral), Tuncay Akça (Yusuf)
 
·        Yapımcı Şirketi: Güney Film-Cactus Film.
·        Yapım yılı: 1981
·        Dil: Türkçe - Kürtçe
·        Imbd Puanı: 8/10
 
 Ödüller: 1983 Cannes Film Festivali – “Altın Palmiye Ödülü”, “FIPRESCI Uluslar arası               Sinema Eleştirmenler Ödülü”, “Kiliseler Birliği Özel Ödülü”
1983 Fransız Sinema Eleştirmenleri Sendikası – “En İyi Yabancı Film”
1984 Londra Sinema Eleştirmenler Ödülleri – “ALFS Ödülü”
 
Senaryosu Yılmaz Güney tarafından yazılan Yol filmi, Şerif Gören'den önce "Bayram" adıyla Erden Kıral tarafından çekilmeye başlanmıştır. Ancak Yılmaz Güney filmi daha sonra Erden Kıral'dan alıp Şerif Gören'e teklif etmiştir. 1981 yılında Şerif Gören, önceki ekipten bir tek Tarık Akan'ı bırakarak ve Yılmaz Güney'in senaryosundaki 12 karakteri 5'e indirerek filmi yeni bir ekiple çekmiştir. Filmin çekilen ham görüntüleri yurt dışına kaçırılarak Yılmaz Güney'in de başında bulunduğu bir ekip tarafından kurgulanmıştır.
 
Film,1982'de Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülü almıştır. Film ancak gösterim yasağın kalkmasından sonra da yasağa konu olmuş sahnelerin çoğunun Türkiye’deki sinemalarda sansürlenmesi sonrasında ancak 1999 yılında Türkiye'de seyircisiyle buluşabilmiştir.
 
Eve dönüş yolunda Seyit Ali , Mehmet Salih, Yusuf, Mevlüt
 
Yol, Bayram izniyle İmralı Yarı Açık Cezaevi’nden memleketlerine bir haftalığına izne çıkmış beş mahkumun yol hikayesidir. Film, cezaevinden çıkan Seyit Ali, Mehmet Salih, Mevlüt, Ömer ve Yusuf adlı 5 karakterin hayatlarından kesitler sunmaktadır. Filmde Konya’dan Diyarbakır’a geniş bir Türkiye analizi yapılmıştır.
 
Mevlüt ve Nişanlısı
 
Mevlüt Gaziantep’e nişanlısı Meral’i görmeye gider ancak Meral’in babası evlenmeden vakit geçirmelerine müsaade etmez. Yalnız kalmak istediklerinde de peşlerine aileden birileri takılmaktadır. Bu durum Mevlüt’ü oldukça rahatsız eder.
 
Ömer
 
Ömer, Urfa’ya ailesinin yanına döner. Sınırda kaçakçılık yapan kardeşinin zor durumda olduğunu öğrenir. Çatışmalar ve baskınlar giderek artmaktadır. Köy halkı da bu çatışmaların tam ortasındadır. Bunun yanı sıra Ömer, köye vardığında Gülbahar adında bir kızı görür ve ondan çok etkilenir.
 
Yusuf
 
Karısını görmek için cezaevinden memleketine giden Yusuf, izin belgesini kaybeder ve olağanüstü hal bölgesinde otobüste yapılan bir arama sonucu askerlerce alıkonulur. Onun için umulmadık izin günleri başlamıştır.
 
Seyit Ali ve Zine
 
Seyit Ali (Tarık Akan) memleketi Konya’ya gider. Ailesinin yanına vardığında karısı Zine’nin (Şerif Sezer) geneleve düştüğünü ve karısının ailesinin, çocuğunu da alıp köyüne götürdüklerini öğrenir. Bunun üzerine Seyit Ali, köye doğru yol alır. Aslında karısını çok sevmektedir, ancak töre baskısı aklını kin ve nefretle doldurmuştur. ..."Sana vurmamaya yemin ettim, Allah’ından bulacaksın kadın!" der  Seyit Ali, yıllardır göremediği karısının  töre gereği öldürülmesi kararının alınmasının ardından…
 
 
Mehmet Salih
 
Mehmet Salih Diyarbakır’a karısının ve çocuklarının yanına gider. Fakat kayın validesi ve kayın pederi oğullarının ölümünden onu sorumlu tutmaktadırlar. Mehmet Salih olan biteni tüm gerçekliğiyle anlatmak, karısını ve çocuklarını görmek üzere kayınpederinin karşısına dikilir. Yukarıdaki karelerde, Mehmet Salih’in (Halil Ergün) çocuklarını ve karısını baba evinden almak için köyüne geri dönmesi sonrasında çocukların babalarının ilk kez gördükleri an  yakalanmıştır.
 
Filmi izlerken 12 Eylül sonrasındaki Türkiye’yi yansıtan birçok işaret görmekteyiz. Peki nedir bunlar? Gaziantep seyyar satıcılarının Kenan Evren ve sahneye çıkışı yasaklanan Bülent Ersoy posterleri satması , polis sirenleri, ağlayan çocuk sesleri, patlayan silahlar,..vb.
Filmin akılda kalan sahneleri olarak yine ; evine bile dönemeden izin kağıdını kaybetmesiyle yeniden nezarethaneye düşen mahkum, Diyarbakır'da köydeki çocukların sigara içmesi, trende Emine (Meral Orhonsay) ve Mehmet Salih’in (Halil Ergün ) vurularak öldürülmesi, kimlik tespiti için kamyon içinde getirilen insanlar ve tabiî ki Seyit Ali , Zine ve oğullarının karlar üzerindeki yolculuğu ve ölüm sahnesi … sayılabilir.

Yol 'da, Türkiye’nin sorunlarından terör, kan davası, etnik kimlik çatışması,vb. hâlâ daha güncelliğini koruyan konular işlenerek  töreleriyle  ve kanunlarıyla çelişen insan  ile geri kalmışlık, cehalet, ezilmişlik, film içinde örneklerle anlatılmıştır. Filmin etkileyici olmasında ise anlatılanlar sorunların 28 yıl sonra halen  değişmemiş olmasıdır belki de...
 
Bugüne kadar filmle ilgili olarak ; politik çok şey yazılıp çizilmiş, eleştirilmiş ve bir dönem film yasaklanmıştır. Hâlâ daha, çok şey söyleyebilir film üzerine ancak objektif olarak fakat söylenenlerden farklı  bir şeyler diyebilmek adına en iyisi izleyip görmek ve karar vermek…
Teknik açıdan zor şartlar altında çekilen filmin eski Türk Filmleri’nden alışık olduğumuz seslendirme problemini fazlasıyla barındırdığını da hatırlatmakta fayda var.
 
Yılmaz Güney
 
Filmin senaristi Yılmaz Güney; gerçek adıyla Yılmaz Pütün, bir işçi ailesinin yedi çocuğundan biri olarak doğmuştur. Adana’da ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra pamuk işçiliğinden muhasebeciliğe uzanan farklı mesleklerde deneyimleri olmuştur. Ankara üniversitesi Hukuk ve İstanbul Üniversitesi İktisat fakültelerinde okumuştur. 1983’te Kenan Evren döneminde vatandaşlıktan çıkartılan Çirkin Kral, 9 Eylül 1984’de Paris'te mide kanserinden ölmüştür.
 
Yılmaz Güney, Türkiye’de Western İkonografisini konusunu Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da geçen filmlere uygulayan ilk  yönetmendir. Türk sinemasına büyük boşluklar ve boşluklu kuraklıklar onunla beraber girmiştir. Kodlanmış her ikonografinin de bir anlamı vardır. Western ortamını, Güneydoğu’ya getirmiş ve filmlerinde yaşadığı ülkenin Kızılderilileri'ni anlatmıştır.
 
Yılmaz Güney için yapılan politik eleştiriler haricinde ;kendisinin yıllar önce gazetecilerin sorduğu “kaba erkek” ithamına istinaden verdiği yanıtta uzun süre konuşulmuştur:
''Biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lâkin açtık yedik karanfil parasını.''

 

Editör / Yazar : Begüm Eda Şahin
Kategori : Kültür & Sanat
Tarih : 06.09.2009 18:38:10

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız

Bu yazıyı paylaş
Paylaş Facebook! Paylaş del.icio.us! Paylaş Newsvine! Paylaş My Space! Paylaş Twitter! Paylaş Technorati! Paylaş LinkedIn! Paylaş digg! Paylaş Google Bookmarks! Paylaş Windows Live! Paylaş FriendFeed! Paylaş Stumbleupon! Paylaş Kirtsy!

Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

harun arslan yazdı
gerçek öyküler yollarda...

bahar ergül yazdı
arkadaşım yazılarının devamını merakla bekliyorum.. her biri bir öncekinden çok daha başarılı tebrikler bitanem

ELİF AĞMA yazdı
Tek kelime ile muhteşem bir anlatım tarzı filme uyarlanan, senaryoların canlandırılması ve hiç soluk almadanfilm ve tarihi bilinci hakkında fikir edinmek .Çok başarılı.Yazacağın bütün yazılarını merakla bekliyoruz.


Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
ef5b (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

Begüm Eda Şahin - Diğer 10 Yazısı

Batumi
Ben giderim Batum'a da……
TEMAS'a Geçtik
Her biri kendilerine ait 11 şarkıdan oluşan ilk albümleri 'HAYATA DOKUN' ile Türk Rock Müziğine aranılan taze kanı getireceğine inandığımız yepyeni bir grup ile tanıştırıyoruz sizleri: “TEMAS
Minnie: Audrey Hepburn
En iyi film kategorisinde de olmak üzere toplam 3 dalda Oscar'a aday ve bu seneki If Bağımsız Film festivali'nde (11-21 Şubat) ödüllü filmlerden oluşan hit filmler kapsamında da yer alacak olan filmle ilgili bakın festivalin resmi web sitesinde neler söylenmiş:
Once
Once'ı bu kadar özel yapan nedir ya? Filme hakim olan samimiyet ve içtenlik belki de….
Baharı özleyenler için: "Güz Kumpanyası"
Grup üyeleri de kumpanyalarını da paylaşıma dayandırıyor ve bakın nasıl tarif ediyorlar yaptıkları müziği: “Bizi insan yapan bir kaç duygunun türdeşliği! bu dengeyi “bu topraklardan" fışkırıvermiş, buraların deneyiminden süzülmüş makamlarda, ezgilerde koklamak. Bu kokunun peşinde, bir esrikliktir, alıp başını gitmek.
Ayın Filmi: 'Çingeneler Zamanı'
Kusturica'ya göre, zengin-fakir, Doğu-Batı gibi zıt dünyaların çelişkisini konu alan hikaye, bugün her zamankinden daha geçerlidir. Kusturica, filminde gerçekliğin dayanılmaz ağırlığını gerçeküstüyle dengelemiştir ve nasıl bir zamana tanıklık ettiğimizi anlatmıştır. Bu anlattığı, 'Çingeneler Zamanı'dır...
Filmekimi programı belli oldu…
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 17-25 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Filmekimi bu yıl iki sinemaya ve iki hafta sonunu içerecek şekilde dokuz güne genişliyor.
Bana bir masal anlat Miyazaki...
Miyazaki'nin uçsuz bucaksız dünyasının kapısını aralayarak bu filmi mutlaka izleyin! Çünkü içinde ne ararsanızc: “masumiyet, aşk, korku, kan, domuza dönüşen anne ve baba, arkadaşlık...Her şey “ var. Aynı zamanda zıtlıkların birbirinin içinde nasıl barındığını da görebiliyoruz filmin içinde.
Modern Zamanlar: İnsan Ve Makine Karşı Karşıya!
1930'lu yıllardaki Büyük Ekonomik Buhran sırasında makineleşmenin de etkisi ile bozulan ekonomik ve toplumsal koşulları, artan işsizlik sorununu dile getiren bu film Charlie Chaplin'in ilk kez 1914 yılında yarattığı Küçük serseri (Şarlo) tiplemesine dayanan son filmdir.
Bırakın Kanımıza Girsinler!

Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita
Tabi ki her ülkenin devrimi gerçekleştirme biçimi aynı olmayacaktır ama bu kitaptan yani Venezüella'nın gerçekleştirdiği devrimden bir pay çıkartılabilir. En azından hayatına sahip çıkma, yapılan haksızlıklara karşı durma konusunda bizlere örnek olabilir. Sadece bizlere değil, tüm insanlığa.
The Brand New Heavies ve Seal havadisleri…
‘70lerin sonlarında doğarak; ’90 gençliğini yaşama ve tabii ki o döneme ait ve hatta öncesindeki güzel müzikleri dinleme şansını edinmiş biri olarak “The Brand New Heavies”i canlı olarak izlemiş olmak beni gerçekten mutlu etti.
Zar adam…
‘Ben sessiz umutsuzluk dolu hayatımı dengeli bir şekilde devam ettirmeye çalışırken, tanıdığım kadınların çoğu neden sessiz umutsuzluk yaşamlarında bu kadar gürültücü oluyorlar bilemiyorum.’
Köpekdişi Hayat Kurtarır!
Erkek çocuğumuz babasının işyerindeki güvenlik görevlisine verilen para karşılığında seks yapıyor, ki aslen onun bile ne olduğundan haberdar gözükmüyor. Sadece ihtiyaçtan. Kediler görüp görebilecekleri en vahşi ve öldürücü canlı olarak biliniyor. Ve evden sadece köpek dişleri çıktığı zaman dışarı çıkabilecekler.
En Sadık Dost: Hachi
Şöyle hüngür sümük ağlatacak bir film olsa da izlesem diye bakınıyordum. Sonra daha önce adını duyduğum ama izlemeyi ertelediğim bir film geldi aklıma; Hachiko: A Dog's Story ya da ikinci adıyla Hachi: A Dog's Tale...

Duygu Koç
Kategorideki Yazı : 18
Begüm Eda Şahin
Kategorideki Yazı : 10
Chentick Yazı İşleri
Kategorideki Yazı : 10
Perihan Yeliz Güven
Kategorideki Yazı : 7
Allen Ohan Dülgar
Kategorideki Yazı : 4
Asuman Çakıroğlu
Kategorideki Yazı : 3
Gözde Demirelli
Kategorideki Yazı : 3
Ümit Buget
Kategorideki Yazı : 2
A. Deniz Çetiner
Kategorideki Yazı : 1
Özge Ulusoy
Kategorideki Yazı : 1
Zahide Çakır
Kategorideki Yazı : 1

Köşe Yazarlarımız
A. Deniz Çetiner
Ali Sekban
Emre Mendi
S. Fırat Kaya
Ümit Buget
<< Tüm Yazarlar ve Editörler


Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Çentik