Ayın Filmi: Yine Düştük Yollara
“Hüznün sayısız tonu, bir çok yüzü vardır; çiçekler, kuşlar, rüzgarlar gibi. Ben bazı yakın arkadaşlarım aracılığıyla, hüznü, sevgi ve kederi anlatmaya çalıştım; her ne kadar bazıları tarafından anlaşılmaz ve inanılmaz bulunsa da
"Yolculuk sadece birinin hayatında bir metafordur ve birinin hayatı sadece bir yolculuktur. Yolculuk filmleri en eski hikaye formlarından biridir.Homer'in Odyssey yolculuğu gibi tıpkı." Jim Jarmusch
Sinema tarihini oluşturan vazgeçilmez kategorilerden biridir yol filmleri. Otomobilden motosiklete, trenden uçağa, otobüsten kamyona, attan tekneye, hatta ayakkabılara kadar uzanan bir araç trafiği söz konusudur yol filmlerinde. Bu kategorideki filmlerde araç ne olursa olsun, tek bir amaç vardır: yolun sonunu görmek!
Eğer söz konusu bir yol filmiyse, bir giden de olmalıdır mutlaka. Herkesin bir an için kaçıp gidebileği bir yer barındırırlar içlerinde. Yollar, kaçanların, göçenlerin ve ayrılanların biricik dostu olmakla beraber, aykırılığın, farklılığın, başkaldırının zeminini oluşturmuştur. Ölümden kaçmak, dağ-bayır tırmanarak zirveye bayrak dikmek, derin dalgalarla boğuşarak dibe vurmak, sevdiğine kavuşmak, hepsi yolun sunduğu nimetlerdir. Kaçanların peşinde gangsterler, polisler ya da tanıdıklar vardır. Peşinde kimse olmazsa kaçmış olmuş olamaz insan!
Yol filmi ustalarından Tony Gatlif, “Ben yol filmleri yaparım, çünkü yollar benim memleketimdir” der. Kendisinin de belirttiği gibi Gatlif asıl memleketi yollarda; olanların, sürgünlerin, göçebelerin, geçmişlerini yollarda arayanların, kendini bir yere ait hissetmeyen ‘öteki’lerin hikayelerini anlatır... Hayattan beklediklerini bulamamış olmanın düş kırıklığını yaşayan çaresiz insanlar, yol filmlerinin kendi yazgılarından kaçmakta olan kahramanları oluşturmaktadır. Kahramanların fiziksel ve ruhsal yolculuğu dışında gelişen herhangi bir olayın önemi yoktur. Kaçtıkları yalnızca kendileridir. Yol filmleri, işte bu noktada, sıkılan canlara derman olarak kendilerini bizim için sunuyorlar...
Yol filmleri denince; türünün miladı sayılabilecek Dennis Hopper’ın çiçek çocukların efsaneni filmi haline gelen Easy Rider’ , Oliver Stone’un Natural Born Killers’ı sayılabilir peşi sıra... ”Ömür biter yol bitmez” sınıfındaki bitmek bilmeyen yol hikayeleri izleyicilerin kafalarını daha uzu bir süre meşgul edecek gibi gözüküyor... Thelma ve Louise, Hitcher, Mermaids, Sideways, Dolls, Before Sunrise,Im Juni,Transamerica,Little Miss Sunshine,Into the Wild, The Darjeeling Limited, The Motorcycle Diaries, vb... Yol filmleri için başarılı örnekler olarak sayılabilir. Türk filmlerine geldiğimizde ise “Yol” başta olmak üzere, Selvi Boylum Al Yazmalım, Gece Yolculuğu, Sürü ve Her şey Çok Güzel Olacak, vb. sıralanabilir.
Her şey üst üste gelmiş ve hayatın dertleri çekilmez bir hal almışsa,Tebdil-i mekanda ferahlık yaratın!! Kendi filminizi yaşamaya kaçarak, düşün yollara... Nereye, nasıl gidildiği de önemli değil bu yolculukta. Seyir aldıkça etraftaki değişen manzarayla beraber sorunları da bırakın ardınızda...
Zülfü Livaneli, namı diğer Sebastian Argol’un “Sevdalım Hayat” adlı kitabında “Yol”un müziklerini yaptığını anlatması sonrasında 9-12 Eylül’leri ve Yılmaz Güney’in ölüm tarihini de barındıran Eylül ayında hangi yol filmini tanıtacağım netleşti...
YOL
“Hüznün sayısız tonu, bir çok yüzü vardır; çiçekler, kuşlar, rüzgarlar gibi. Ben bazı yakın arkadaşlarım aracılığıyla, hüznü, sevgi ve kederi anlatmaya çalıştım; her ne kadar bazıları tarafından anlaşılmaz ve inanılmaz bulunsa da"
yılmaz güney
.
Künye :1981, 35 mm, Renkli, 104 dakika
· Türü: Drama
· Oyuncular: Tarık Akan (Seyit Ali), Şerif Sezer (Zine), Halil Ergün (Mehmet Salih), Meral Orhonsay (Emine), Necmettin Çobanoğlu (Ömer), Semra Uçar (Gülbahar), Hikmet Çelik (Mevlüt), Sevda Aktolga (Meral), Tuncay Akça (Yusuf)
· Yapımcı Şirketi: Güney Film-Cactus Film.
· Dil: Türkçe - Kürtçe
· Imbd Puanı: 8/10
Ödüller: 1983 Cannes Film Festivali – “Altın Palmiye Ödülü”, “FIPRESCI Uluslar arası Sinema Eleştirmenler Ödülü”, “Kiliseler Birliği Özel Ödülü”
1983 Fransız Sinema Eleştirmenleri Sendikası – “En İyi Yabancı Film”
1984 Londra Sinema Eleştirmenler Ödülleri – “ALFS Ödülü”
Senaryosu Yılmaz Güney tarafından yazılan Yol filmi, Şerif Gören'den önce "Bayram" adıyla Erden Kıral tarafından çekilmeye başlanmıştır. Ancak Yılmaz Güney filmi daha sonra Erden Kıral'dan alıp Şerif Gören'e teklif etmiştir. 1981 yılında Şerif Gören, önceki ekipten bir tek Tarık Akan'ı bırakarak ve Yılmaz Güney'in senaryosundaki 12 karakteri 5'e indirerek filmi yeni bir ekiple çekmiştir. Filmin çekilen ham görüntüleri yurt dışına kaçırılarak Yılmaz Güney'in de başında bulunduğu bir ekip tarafından kurgulanmıştır.
Film,1982'de Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülü almıştır. Film ancak gösterim yasağın kalkmasından sonra da yasağa konu olmuş sahnelerin çoğunun Türkiye’deki sinemalarda sansürlenmesi sonrasında ancak 1999 yılında Türkiye'de seyircisiyle buluşabilmiştir.
Eve dönüş yolunda Seyit Ali , Mehmet Salih, Yusuf, Mevlüt
Yol, Bayram izniyle İmralı Yarı Açık Cezaevi’nden memleketlerine bir haftalığına izne çıkmış beş mahkumun yol hikayesidir. Film, cezaevinden çıkan Seyit Ali, Mehmet Salih, Mevlüt, Ömer ve Yusuf adlı 5 karakterin hayatlarından kesitler sunmaktadır. Filmde Konya’dan Diyarbakır’a geniş bir Türkiye analizi yapılmıştır.
Mevlüt ve Nişanlısı
Mevlüt Gaziantep’e nişanlısı Meral’i görmeye gider ancak Meral’in babası evlenmeden vakit geçirmelerine müsaade etmez. Yalnız kalmak istediklerinde de peşlerine aileden birileri takılmaktadır. Bu durum Mevlüt’ü oldukça rahatsız eder.
Ömer
Ömer, Urfa’ya ailesinin yanına döner. Sınırda kaçakçılık yapan kardeşinin zor durumda olduğunu öğrenir. Çatışmalar ve baskınlar giderek artmaktadır. Köy halkı da bu çatışmaların tam ortasındadır. Bunun yanı sıra Ömer, köye vardığında Gülbahar adında bir kızı görür ve ondan çok etkilenir.
Yusuf
Karısını görmek için cezaevinden memleketine giden Yusuf, izin belgesini kaybeder ve olağanüstü hal bölgesinde otobüste yapılan bir arama sonucu askerlerce alıkonulur. Onun için umulmadık izin günleri başlamıştır.
Seyit Ali ve Zine
Seyit Ali (Tarık Akan) memleketi Konya’ya gider. Ailesinin yanına vardığında karısı Zine’nin (Şerif Sezer) geneleve düştüğünü ve karısının ailesinin, çocuğunu da alıp köyüne götürdüklerini öğrenir. Bunun üzerine Seyit Ali, köye doğru yol alır. Aslında karısını çok sevmektedir, ancak töre baskısı aklını kin ve nefretle doldurmuştur. ..."Sana vurmamaya yemin ettim, Allah’ından bulacaksın kadın!" der Seyit Ali, yıllardır göremediği karısının töre gereği öldürülmesi kararının alınmasının ardından…
Mehmet Salih
Mehmet Salih Diyarbakır’a karısının ve çocuklarının yanına gider. Fakat kayın validesi ve kayın pederi oğullarının ölümünden onu sorumlu tutmaktadırlar. Mehmet Salih olan biteni tüm gerçekliğiyle anlatmak, karısını ve çocuklarını görmek üzere kayınpederinin karşısına dikilir. Yukarıdaki karelerde, Mehmet Salih’in (Halil Ergün) çocuklarını ve karısını baba evinden almak için köyüne geri dönmesi sonrasında çocukların babalarının ilk kez gördükleri an yakalanmıştır.
Filmi izlerken 12 Eylül sonrasındaki Türkiye’yi yansıtan birçok işaret görmekteyiz. Peki nedir bunlar? Gaziantep seyyar satıcılarının Kenan Evren ve sahneye çıkışı yasaklanan Bülent Ersoy posterleri satması , polis sirenleri, ağlayan çocuk sesleri, patlayan silahlar,..vb.
Filmin akılda kalan sahneleri olarak yine ; evine bile dönemeden izin kağıdını kaybetmesiyle yeniden nezarethaneye düşen mahkum, Diyarbakır'da köydeki çocukların sigara içmesi, trende Emine (Meral Orhonsay) ve Mehmet Salih’in (Halil Ergün ) vurularak öldürülmesi, kimlik tespiti için kamyon içinde getirilen insanlar ve tabiî ki Seyit Ali , Zine ve oğullarının karlar üzerindeki yolculuğu ve ölüm sahnesi … sayılabilir.
Yol 'da, Türkiye’nin sorunlarından terör, kan davası, etnik kimlik çatışması,vb. hâlâ daha güncelliğini koruyan konular işlenerek töreleriyle ve kanunlarıyla çelişen insan ile geri kalmışlık, cehalet, ezilmişlik, film içinde örneklerle anlatılmıştır. Filmin etkileyici olmasında ise anlatılanlar sorunların 28 yıl sonra halen değişmemiş olmasıdır belki de...
Bugüne kadar filmle ilgili olarak ; politik çok şey yazılıp çizilmiş, eleştirilmiş ve bir dönem film yasaklanmıştır. Hâlâ daha, çok şey söyleyebilir film üzerine ancak objektif olarak fakat söylenenlerden farklı bir şeyler diyebilmek adına en iyisi izleyip görmek ve karar vermek…
Teknik açıdan zor şartlar altında çekilen filmin eski Türk Filmleri’nden alışık olduğumuz seslendirme problemini fazlasıyla barındırdığını da hatırlatmakta fayda var.
Yılmaz Güney
Filmin senaristi Yılmaz Güney; gerçek adıyla Yılmaz Pütün, bir işçi ailesinin yedi çocuğundan biri olarak doğmuştur. Adana’da ilk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra pamuk işçiliğinden muhasebeciliğe uzanan farklı mesleklerde deneyimleri olmuştur. Ankara üniversitesi Hukuk ve İstanbul Üniversitesi İktisat fakültelerinde okumuştur. 1983’te Kenan Evren döneminde vatandaşlıktan çıkartılan Çirkin Kral, 9 Eylül 1984’de Paris'te mide kanserinden ölmüştür.
Yılmaz Güney, Türkiye’de Western İkonografisini konusunu Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da geçen filmlere uygulayan ilk yönetmendir. Türk sinemasına büyük boşluklar ve boşluklu kuraklıklar onunla beraber girmiştir. Kodlanmış her ikonografinin de bir anlamı vardır. Western ortamını, Güneydoğu’ya getirmiş ve filmlerinde yaşadığı ülkenin Kızılderilileri'ni anlatmıştır.
Yılmaz Güney için yapılan politik eleştiriler haricinde ;kendisinin yıllar önce gazetecilerin sorduğu “kaba erkek” ithamına istinaden verdiği yanıtta uzun süre konuşulmuştur:
''Biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasını, lâkin açtık yedik karanfil parasını.''
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
| Yorumlar |
harun arslan yazdı
gerçek öyküler yollarda...
bahar ergül yazdı
arkadaşım yazılarının devamını merakla bekliyorum.. her biri bir öncekinden çok daha başarılı tebrikler bitanem
ELİF AĞMA yazdı
Tek kelime ile muhteşem bir anlatım tarzı filme uyarlanan, senaryoların canlandırılması ve hiç soluk almadanfilm ve tarihi bilinci hakkında fikir edinmek .Çok başarılı.Yazacağın bütün yazılarını merakla bekliyoruz.
|
|