Zafer Sokak 26 Numara
Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor...
Ayvalık’ta her sokağın sonu denize çıkar; Rumlardan miras dar yollar, taş döşemeler, sizden öncesini hatırlatan, birer âbide gibi dikilirler yolunuzun üstünde ve tabi yüksek tavanlı geniş Rum evleri...
Bugün o evlerden birine davetliyiz; Zafer Sokak 26 Numaraya. Denizin yolunu bulmanın kolay olduğu bir memleket Ayvalık, ama önceden iyi tarif alınmamış bir evi asla...
Bu yüzden Ergun Bey bize evin kapısından biraz daha ilerde karşılıyor, iyi bir ev sahibinden biraz daha ilerde... Zafer Sokak nam-ı diğer uzun sokağa giriyoruz birlikte, sokak gerçekten uzun, 26 numaraya vardığımızda siyah demir bir kapı karşılıyor bizi. Ardında yeşil bir ihtişam saklayan simsiyah bir kapı...

Melin Ailesi'nin Ayvalık macerası, 1990'da Zeytinköy Sitesine gelişleriyle başlamış.. Melinler, dostları Filiz Ali’den öğrenmişler 26 Numara’nın satılık olduğunu.. Evi aldıklarında takvimler 1998’i gösteriyormuş, Bursa Anıtlar Kurulu’ndan restorasyon izni almaları da aynı yıla denk geliyor, evin ilk oturulur hale geldiği tarihse 2000... Evin dekorasyonunda Güney Afrikalı iç mimar arkadaşları Bevan Christie’den büyük destek gören Melinler, tüm bu süreçlerde evin dokusuna sadık kalmayı kendilerine düstur edinmişler...
Eve ilk girişte geniş bir salon taş duvarların verdiği garip huzur ve geniş tavanların ferahlığı karşılıyor sizi, kiremit rengi, iki katlı bu taş binada. Mutfak ve hemen yanındaki sarnıçta bu katta bulunuyor. İkinci katta ise kitaplık, banyo ve yatak odası var, bu katta zemin ilk yapıldığı şekliyle korunmuş, kitaplığın bulunduğu oda bahçe manzaralı..

Binnaz Hanım emekli eğitimci; ama kendisinin de söylediği üzere eğitimden emekli olunmuyor, hâlâ danışman olarak çalışmaya devam ediyor. Ergun Bey'le tanışmaları ise okul yıllarına dayanıyor. Binnaz Hanım ve Ergun Bey İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Filolojisi bölümünden sınıf arkadaşı, okul arkadaşlığı ile başlayan tanışıklıkları hayat arkadaşlığına uzanmış... Ergun Bey okuldan sonra öğretmenlik yapmamış, ticarete atılıp aile işlerini devam ettirmiş. Fevziye Mektepleri Vakfı Işık Lisesi, Üstün Zekalı Öğrenciler Okulu çalıştığı okullardan bazıları, Binnaz Melin, emeklilikten önce taşıdığı son unvan ise Türk Eğitim Vakfı İnanç Türkeş Özel Lisesi Eğitim Genel Müdürü.
Evin kedisi Kardelen’in kulakları duymuyor, adının neden Kardelen olduğunu sorduğumuzda; "Kendini kurtaran kızlar gibi, o da kendini kurtardı, o yüzden Kardelen" diyor, Binnaz Hanım...

Avluda ilk yapıldıklarında hamam, fırın ve çamaşırhane olarak kullanılan bölüm, Melinlerin misafir evine dönüşmüş, burada misafir olacakların şanslı olduğunu söylemek lazım... Misafirhaneyle ana yapının arasında bir de sera bulunuyor.

Binnaz Hanım bahçeye çok düşkün. İlk bahçesini dokuz yaşında, Gülek Yaylasında yapmış... Kira evlerinde çiçekler, saksılar derken, toprakla hep haşır neşir... Altunizade'deki kendi evlerinde bahçeye yeniden kavuşmuş... Hem İstanbul'da şimdi oturdukları evin bahçesini hem de burada bahçeyi elleriyle yapmış. İstanbul'daki ev için buradan bir şey diyemeyiz; ama bu bahçenin büyük bir emek ürünü olduğu açık. "Poyrazda yaprakların kavrulması dışında iklim çok uygun, her şey deli gibi büyüyor" diyor Binnaz Hanım.
.jpg)
Ergun Bey ve Binnaz Hanım'la yaptığımız uzun ve güzel sohbetten sonra Binnaz Hanım rehberliğinde, bu güzel bahçeyi dolaşmaya başlıyoruz. Bahçede bulunmayan bitki, meyve vermeyen ağaç yok gibi. İç bahçe ayrı bir güzel; narenciyeler, turunçlar, yaseminler, bahçe palmiyeleri, mor salkım ve güller... "Baharda çiçekler açınca tanınmayacak hale geliyor" diyor, Binnaz Hanım... Dolaşmaya devam ediyoruz; hurma ağacı, nar ağacı... İris, Agapanthus, Liriope ... "Su sümbülü harikulade bir bitki; Afrika'da dikilmesi yasak edilmiş, o kadar hızlı büyüyor ki bütün su yollarını tıkayabiliyor, ama biz havuzda dikiyoruz" diyor Binnaz Melin... Kayısı ağacı, Datura, Festuga, Osmanlı çimleri ve özellikle Eski Yunan'da, mimaride çok kullanılmış, Akantus bitkisi.

Biz bitkileri, ağaçları tanımaya devam ederken, içeriden bir müzik duyuluyor, "İdil Biret 3. Beethoven Piyano Konçertosu" diyor, Ergun Bey. Artık 26 Numara'dan ayrılma vakti. Kulağımızda hoş bir müzik, burnumuzda çiçek kokuları, çok güzel restore edilmiş bir evi, darısı diğerlerinin başına diyerek, ardımızda bırakıyoruz. Yolu bulmak şimdi daha kolay, başta da söylediğimiz gibi burada her sokağın sonu denize çıkıyor.

Fotoğraflar. A. Cemal Ekin
![]() |
Editör / Yazar :
Ümit Buget Kategori : Hayatın İçinden Tarih : 26.08.2010 15:02:24 Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|
Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.























