çentik









Zamansız Meditasyonlar

geçmişin fırtınasını durdurmaya çalışıyorum. benim olmayan zamanlarda amaçsızca geziniyorum. bir tarafım batak, bir tarafım ak. korkularımızın sinsi yılanı kalplerimize sokuluyor gece vakti.

  
bu şehir bir körler şehri. kendi aşağılık nüfusuyla dolup taşan. onlar dahi sıkılmış kendi yaşamlarından. değersizlik fışkırmaya başlamış özkaynaklarından. kombinasyon olasılıklarını zorluyor düşüncelerinin miktarı. binlercesi tek bir beyinde çarpı binlercesi her bir beyinde... boş...
 
bunca fikre kıyamet kopması gerekirdi. oysa ki düşüncelerin sessiz hiçliği hakim pürtelaş caddelerine. anlamın gaipliği sinmiş pırıl pırıl evlerine. eskisinden daha uzun yanıyor ışıkları, öncesinin iki katı daha uzun yaşadıklarını sanıyorlar. fark etmiyorlar, evvelinin yarısı kadar ferli artık göz göz odaları. bir koşturmaca hakim, hızlı mı hızlı, hep ileriye.
 
saklanmış odak noktaları, dönmüş gözbebekleri geriye, ebediyen böyle kalacakmış gibi. belki içine dönmüş o gözler, zihnin korkusuna fal taşı gibi açılmış. ve belki bu yüzden daha uzun yanıyor evlerin ışıkları artık, uyumamaları gerektiği için. yine de uyuyor ve uyanıyorlar. dahiyane otluyor, kaygısızca yaşıyor, umarsızca dolanıyor ve anında unutuyor koyun sürüsü.
 
ve ben her gece kanatlarımın geniş açıklığıyla çullanıyorum belleğimin can çekişmelerine. bir ızdırap duyuyorum zihnimin sonsuz kırbaçlanışında. benim olmayan zamanlarda amaçsızca geziniyorum. dehşete kapılmış haldeyim bulmak üzere olduğum şey yüzünden. geçmişin fırtınasını durdurmaya çalışıyorum. benim olmayan zamanlarda amaçsızca geziniyorum. bir tarafım batak, bir tarafım ak.
 
korkularımızın sinsi yılanı kalplerimize sokuluyor gece vakti. uyku huzuruna yönelen akıllarımıza zorla boyun eğdiriyor.
 
peki ulaşmak neye mal olacak? ve bu sefer ne gerekecek geçmişin fırtınasını durdurmaya yönelik ateşkese? ne kadar daha katlanmam gerekiyor, kendime hala hayatta olduğumu kanıtlamak için?
 
hepimiz acı içinde yaşıyoruz. geçmişin rüzgarı her halukarda savuracak bizi nihayette. günü bekliyoruz; unutma yetisine kavuşacağımız zamanı...
 
hayatlarımızın her günü için, şimdi, acı dolu.
gelecek belirsiz.
geçmişin iğnesi, her anı dayanılmaz yapan.
gelecek...
fazlasıyla büyümüş...
 

Editör / Yazar : S. Fırat Kaya
Kategori : Köşe Yazıları
Tarih : 22.03.2010 11:06:44

Bu Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
:


Yasal Uyarı: Chentick internet sitesinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Chentick Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar
Bu yazıya ait henüz bir yorum bulunmamaktadır.

Yorumunu Ekle
Adınız Soyadınız : (*)
E-Posta Adresiniz : (*)
Yorumunuz :  
(*)
Lütfen aşağıdaki kutuya yanında gördüğünüz kodu giriniz.
39c1 (*)
Mail adresiniz sitemiz üzerinde kesinlikle yayınlanmayacak, üçüncü kişilere verilmeyecektir.

S. Fırat Kaya - Diğer 10 Yazısı

gökboyası
doğaya da burunlarını soktular. sıkıldılar çiçeklerin renklerinden. 'kökboyası'nı yanlış anladılar,köklerine suni boya kattılar.
Yan Benimle
lakin ben bir türlü rahat edemedim senin donuk, soğuk gözlerinde. benim oralara ait olmadığımı içime içime sokan bir şeyler vardı. bensiz yapamazmışsın gibiydi her hareketin, oysa yan yana geçirdiğimiz zamanların dışında bensizdi her nefesin. şimdi gelmiş, yine benim kollarımda ağlıyorsun. belli, yine yorulmuşsun.
Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere
deniz de pek dalgalı bu aralar, maazallah vapur seferleri iptal olur, işinden gücünden, okulundan geri kalırsın. bu mevsimde rüzgar da bir fena, kalelerini yıkıverir alimallah.
Boza ve Kremalı Bisküvi
kokusuyla kandırmayı denedi ama tadı yanıltmadı, senin aksine. gök sarardı, su bulandı, bisküvi hışırdadı, midem guruldadı, gözlerin pörtledi, betin benzin attı.
Zamansız Meditasyonlar
geçmişin fırtınasını durdurmaya çalışıyorum. benim olmayan zamanlarda amaçsızca geziniyorum. bir tarafım batak, bir tarafım ak. korkularımızın sinsi yılanı kalplerimize sokuluyor gece vakti.
Uluslararası Sev Beni
uluslararası sev beni hayatım. uluslarası sev ki buluşamayalım; oraya mı gitsek burada mı otursak sıkıntısı çekmeyelim. uluslarası sev ki saçını boyadığında, makyaj yaptığında çemkirmeyeyim. dışarıya çıkarken ne giydiğin, kimlerle görüştüğün umrumda olmasın. sağdan soldan bakıyorlar diye cıngar çıkmasın. ben de bir haltlar yerken senin ruhun duymasın.
Uzun Mesafe Çağrısı
şüpheliyim bu kalbin varacağı nihayetten. dokun diyorum sana; bu kadar gürültünün içinde duyamıyorsun ki, ne demeye çalıştığımı anlayasın. kalıp izah edemiyorum ki; iyi hissetmiyorum, o yüzden gitmeye devam ediyorum. nefesimin ucundasın, diyemiyorum ki
Ölümsüz
bakışların 'Ş', bir kereye mahsus, salt sende gördüğüm... sıcak, sevecen, ötesi... gideceğini söylediler. biliyordum, yaşadığın yere dönecektin. bunda bir gariplik yoktu zaten. öyle değilmiş, ne de kolay söyleyiverdiler: “evlenecek!
Saybians
yanıp da bitmeyen köz vari tütün mü bulsak, buldursak? saçma. içmemek? kolaydı!
tezahur-u nihai
peki ya karısı? ömrünün yarısını paylaştığın bir adamdan ne diye ayrılınır? huysuz olduğu için? çekilmez olduğu için? dövdüğü için – ki dövemez, öyle bir gücünün olmadığı afaki.
Sükûnet
koşma be adam! kimsenin bir yere gitti yok. duruyor orada işte. saçmalama be adam! sana geldiği de yok. ya gelirse mi? ya gelmezse? gidecek zaten be adam, adın gibi biliyorsun. tanımadığın isimlerin, anlamadığın dillerle yaşadığı bir diyara gidecek...





Chentick Online E-Dergi hiçbir kâr amacı gütmeksizin tümü gönüllü olarak katkıda bulunan genç bir ekip tarafından yayına hazırlanmaktadır.
© Copyright, Chentick 2009, Gizlilik Politikası